Romantik bir ıssız ada hikâyesi değildi onunki. " Her şeyi çadırıma taşımıştım ama yine de gözüm doymamıştı" cümlesiyle itiraf ettiği açgözlülük, "coğrafi keşifler" olarak beraat ettirilen sömürgeciliğin sanata düşen gölgesinden başka bir şey değildi.
Marlow'un "göz kamaştırıcı gerçek" olarak nitelemek zorunda kaldığı şey aslında "göz yumulan gerçek"ten başka bir şey değildi. Sömürgeciler işgal ettikleri toprakların insanlarını aşağılık bir kültüre mensup gibi göstererek hükümranlıklarına meşruiyet kazandırmak istiyorlar, yamyam hikâyeleriyle kendi yamyamlıklarını örtbas edip saldıkları dehşeti içselleştirmeye çalışıyorlardı.