O bir uçurumdu ve ben , intihara oldukça meyilliydim . Ne kadar derin ne kadar uçsuz bucaksız da olsa bir şekilde daima o uçurumdan atlayacaktım. Zamanı hiç önemli değildi.
Bazı geceler başımı yastığa usulca koyduğumda özlemim körüklenen yangınını içimde hiç sönmeyecek zannederdim, sanki her zaman tütecek, beni yakmaktan başka hiç bir şey yapmayacaktı.
Kirpiklerim yanlızlığın beni esir aldığı bu dünyanın üzerine örter, uymadan evvel kendimi hayellere teslim ederdim, imkansızdı bilmiyor değildim. Ancak en güzel imkansızlık geceleri uyumadan önce kurduğum hayallere sakladığım değil miydi? Zaten biz aydınlıkta kaybolmasından sakımdığımız o kırık hayalleri gecenin karanlığında koynumuza sarıp usul usul sevmek için bitirmiyor muyduk günleri? Öyle gecelerde yalnızlığımı tek edip hayallere dalmaktan ürkmezdim çünkü sesiz sesiz adımladığım o hayallerde umutsuzluğuma yer açılmazdı. Sevdiklerim, sevmeye korktuklarım ve belki hiç bir zaman sevmeyeceklerim...Düşlerim çok kalabalıktı. Bu dünyaya hiç sahip olamadıklarım orada kendine bir yer bulmuşlardı.