Avarların menşeini iyi anlayabilmek için şu noktaları iyi bil- mek gerekir: Her şeyden önce Bizans tarihçisi Priskos (5. yüzyıl ortaları) daha Orta Asya'daki Moğol Juan-juanların hâkimiyeti Gök Türkler tarafından yıkılmadan önce 461-465 yılları arasın- da Batı Sibirya'da bir Avar kavminden bahsetmektedir. Yine bir Bizans tarihçisi Zakharias Rhetor (550'lerde), henüz Juan-ju- anlar Gök Türkler tarafından yıkılmadan önce batıda bir Avar (Abar) topluluğundan bahsetmektedir. Ayrıca Grek coğrafyacısı Strabon (M.S. 1. yüzyıl) eserinde "Abar-Noilardan" bahsetmekte, üstelik Grek efsanelerinde karışık olarak "Abaris" adının geçtiği bilinmektedir. Bu kayıtlara göre söz konusu Avarların, 552 yılında Gök Türkler tarafından yıkılan ve 558'de tamamen ye- nilerek batıya itilen Moğol Juan-juanlarla aynı olduğu haberini veren Bizans tarihçisi Simokattes eserinde "Hakiki Avar", "Sahte Avar" diye ayrım yapmıştır.
Avarlar, Avrupa tarihinde Hunlardan sonra büyük ölçüde etkili olan ikinci Türk kavmidir. Hakikaten Avarlar, Attila gibi büyük liderleri olmamasına rağmen, Avrupa'nın ortasını ve doğusunu sarmış ve etnografik yapısını değiştirmişlerdir.
Kısacası Türkler kendilerine elverişli buldukları alanlarda hayat tarzlarını değiştirdiler, daha kolay ve rahat olan yerleşikliği tercih ettiler. Ama, çoğunluk ve toplum dinamikleri gereği bozkırdaki zor yaşamı daha çok sevdiler.
Göçler neticesinde İslâm Öncesi Türk tarihi sadece Orta Asya'da değil Kafkaslar ve Karadeniz'in kuzeyinde, hatta Macaristan ovalarına uzanan geniş sahada gerçekleşmiştir.
Tarihin ilk devirlerinden 11. yüzyıla kadar Türk kökenli topluluklar Moğolistan'ın doğusundaki Kerulen Irmağı'ndan Tuna boylarına kadar doğu-batı yönünde hareket etmişlerdir