Genelde Livaneli kitapları benim için su gibi akar. Pek derinlik zihin açıcı ögeler barındırmamakla birlikte bir film izlemek gibi geliyor bana Livaneli kitapları. Bu kitabı da çok popüler olduğu için okudum ama akmadı. Roman, tarihsel trajedileri nesnel bir zeminde ele almak yerine, belirli bir siyasi ajandanın sözcülüğünü üstleniyor. Ermeni soykırımı iddialarını satır aralarında adeta ucundan destekleyen, tek taraflı ve manipülatif siyasi bakış açısı, metni sanatsal bir eser olmaktan çıkarıp ideolojik bir bildiriye dönüştürüyor. Başkarakter Maya Duran’ın gündelik yaşantısı, evliliği, boşanma süreci ve iş hayatı o kadar yavan ve tekdüze işleniyor ki okuyucu karakterle bağ kuramıyor. Romanın ana temasına hiçbir katkısı olmayan bu sıkıcı hayatın gereksiz detaylarında ve bürokratik tasvirlerinde adeta boğuluyoruz.