Hükümdar her daim müteyakkız olmalıdır: “Yanı başında yahut uzağında kalmış ordu ve raiyyetin durumlanı araştırıp onlardan haberdar olmak padişahlığın gereklerindendir. Hükümdar böyle yapmaz ise şanına noksan gelir ve halk bunu onun gafil, ihmalkâr ve gaddar biri olduğuna yorarak: “Memlekette yolsuzluk, bozgunculuğun alıp başını gitmesi padişahın umurunda değil.” der.
“Şayet padişah, olan bitenden haberdar da tedbir almıyorsa zulme rıza gösterip zalimlere ortak olur; yok eğer haberdar değilse ahmak, aymaz, kara bir cahildir. Bu iki itham da hoş değildir.”
Memleketi yıkıma sürükleyip, raiyyeti perişan eden en büyük şey padişaha ulaşmadaki zorluktur; buna mukabil padişaha erişmek kolaylığı halk için en büyük saadettir. Halkın zahmetsizce hükümdara bu kadar kolay ulaştığını gören memurlar ve ummal ayağını denk alarak raiyyete zorbalık yapamazlar, halktan muayyen vergi dışında bir şey alamazlar.
Güzel zamanlar adil hükümdarların hüküm sürdüğü zamanlardır. Adalet hakim olunca ihsan da hakim olur. Nitekim adaletin olduğu yerde civanmertlik de vardır.