"Söylesene," dedi, "sence sefil haldeki biri mi, yoksa mutlu biri mi daha iyi adaklar adar?"
"Mutlu biri elbette."
"Yanlış," dedi. "Mutlu biri kendi hayatıyla meşguldür. Kimseye minnet borcu olmadığını düşünür. Ama onu soğuktan titret, karısını öldür, çocuğunu sakat bırak, o zaman dualarını duyarsın. Sana kar beyazı bir süt danası alabilmek için ailesini bir ay aç bırakır. Parası yeterse yüz tane alır."
"Büyüyü öfkeliyken yapmayı denedim, sakinken, mutluyken, dikkatim yarı yarıya başka yerdeyken. Sonunda bir gün o büyüyü yeniden denemektense hiçbir gücüm olmamasını yeğlediğimi söyledim kendi kendime. Zaten bir meşe tohumunu ne diye isteyecektim? Ada onlarla doluydu. Esas istediğim, tahriş olmuş boğazımdan tatlılıkla kayacak yabani bir çilekti, ben de o kahverengi kabuğa bunu söyledim.
O kadar hızlı değişti ki başparmağım yumuşak, kırmızı gövdesine gömüldü."