Soylu arzularımızın, yerine getirilirlerse bunun bizi daha kötü duruma düşüreceğini biliyoruz. Evet, deneyiniz, söz gelimi daha çok özgürlük verin bize, içimizden bazılarımızın ellerini çözün, çalışma alanımızı genişletin, üzerimizdeki egemenliğinizi kaldırın... İnanın, tekrar takrar egemenliğiniz altına girmeyi önce bizler isteyeceğiz.
Ne kimse bana benziyordu ne de ben kimseye." Ben tek başımayım, onlarsa birlik" diye geçiriyordum içimden, derin düşüncelere dalıyordum.
Bundan da anlaşılıyor ki henüz çocuktum.
Kafası çalışan, aklı başında bir insan kendine karşı sınırsız derecede titiz değilse, kimi zaman da kendini nefret edercesine küçümsemiyorsa gururlu değildir.
Peki ama nasıl oluyor da siz, insan için yalnızca normal olumlu olanın... kısacası, yalnızca refahın mutluluğun yararlı olduğuna böylesine kesin, kendinize büyük bir güvenle inanabiliyorsunuz? Çıkarlar konusunda mantığınız yanılıor olamaz mı? Öyle ya, belki yalnızca mutluluğu sevmiyordur insan? Belki aynı ölçüde acıyıda seviyordur? Belki acıda mutluluk kadar çıkarınadır?