Hissettiğim şeyin, onu hissetmemi sağlayan özünün bir başkasına iletilebilmek gibi bir özelliği kesinlikle yoktur; ve bunu ne kadar derinden hissedersem iletilmesi de o kadar imkansızlaşır. Sonuç olarak hissettiklerimi bir başkasına geçirebilmek için duygularımı onun diline tercime etmem gerekir; başka bir deyişle, hissettiklerimi öyle bir ifade etmeliyimdir ki, okuduğunda harfiyen benim hissettiklerimi hissedebilsin.
İstemeden varım, istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum, birer hiç olan şeylerin ortasındaki soyut ve tensel noktayım.