"Güneşi çekilen ufuk şimdi lambası kısık bir abajur gibi belirsiz, toz pembe bir ışıkla adeta soluk, sönüktü. Yalnız göğün bu parçasında birçok ince, uzun, karışık damarlar vardı ki, içten bir aydınlık, bir sedef parlaklığıyla henüz yanıyor, renkli, ziyalı görünüyordu."
"bu kasaba gayet geri, gayet uyuşuk, şevksiz kalmıştı. ne gençlerinde hayatın ilk tatlarını duymaktan gelen bir iştah, bir hararet; ne de ihtiyarlarında rahat bir yaşlılığın verdiği çubuklu, hikâyeli bir keyif..."