Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin ikinci kitabı olan Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde kitabından bahsetmeden önce Swannların Tarafı'ndan biraz bahsetmek istiyorum. İlk kitabı yani Swannların Tarafı'nı çok severek okudum, ilk okuyuşumda Combray bölümünü bitiremeden yarım bıraktım daha sonra iki hafta geçmeden Proust'u çok özlediğimi farkedip tekrar en baştan başlayarak okuyup bitirdim. Pelin Batu'nun bir söyleşisinde dediği gibi gerçekten insan Proust'u aynen o madlen sahnesindeki gibi özlüyor arada bir, bir ısırık almak istiyor. İlk kitabı çok severek okudum, yer yer zorlandığım anlar oldu ama genel olarak herkes tarafından okuma zorluğu seviyesinin çok abartıldığını düşünüyorum, kitaba başlayınca su gibi akıp gidiyor. Bence herkes hayatında bir kere Proust okumalı gibi iddialı bir cümle kurmayacağım ama edebiyat sevenler, edebiyata doymak isteyenler mutlaka okumalı. İlk kitap üç bölümden oluşuyor "Combray", "Swann'ın Bir Aşkı", "Memleket İsimleri: İsim". Ben bu üç bölümden en çok Combray bölümünü sevdim. Proust'un çocukluğundan izler taşıyor bu ilk bölüm ama kitap yarı otobiyografik bir eser olmasına rağmen, anlatılanlar lineer bir çizgide geçmiyor, bilinç akışı tekniği ile yazılmış bir eser. Proust'un anıları bir yerde de kusurludur, çünkü anı inşa edilendir. Geçmiş var olmakta olandır, şuan var olmuş olandır, çünkü geçmişi sürekli hatırlayarak şimdiki zamandan bir şeyler ekleriz, yine de anı anıdır, çünkü anı yapay bir şeydir ve Proust'un okuduğum iki eserinde de dikkatimi çeken şey şu oldu bu kadar küçük bir burjuvanın içinden büyük bir dünya yaratmış, uzun cümleleriyle, tasvirleriyle bambaşka bir dünya oluşturmuş ve insana müthiş bir okuma zevki sunuyor. İkinci kitaba yani Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde kitabına gelicek olursak da ben