Mine

“Şu kötü insan”, “Zavallı ben” ve “Şu andan itibaren ne yapmalıyım?” yazan bir piramit düşün. . . İfade iletişim yolunda bir geçittir sadece. Nihai hedef fikir birliğine varmaktır. İfadenin tek başına bir anlamı yoktur,ancak söylenen şeyin içeriği anlaşılıp fikir birliğine varıldığında iletişim anlam kazanır. Yani biz de bir fikir birliğine varmak için bu şekilde birbirimizle konuşuyoruz. Bir tartışmayı yorucu bulan ya da galip gelme şansının olmadığını hisseden kişi o noktada ne yapar biliyor musun? Sonunda iletişim aracı olarak şiddeti seçer. Kişi şiddete başvurarak zaman ve çaba harcamadan isteklerini dayatabilir. Daha net söylemek gerekirse diğer tarafın boyun eğmesini sağlayabilir. Her halükarda şiddet düşük maliyetli ve kolay bir iletişim aracıdır.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Reklam
Eğitim yaklaşımı olarak azarlamak etkili olsaydı ,başlangıçta birkaç kere azarlamaya başvurmak sorunlu davranışa son vermeye yeterdi. Neden sürekli azarlamak durumunda kalıyorlar, neden sürekli korkutucu bir yüz ifadesi takınıp seslerini yükseltiyorlar? Bu sana daha önce hiç tuhaf gelmedi mi? Şu ana kadar bunu anlamış olmalıydın: Onların sorunlu davranışları tam da senin tarafından azarlanmakla ilgili. Azarlanmayı istiyorlar.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Çocukların sergilediği sorunlu davranışları, içerdikleri her türlü hedefle birlikte, beş aşamada değerlendiririz. İlk aşama, “takdir görme isteği” Benimsedikleri yaşam tarzı ya da dünya görüşüyle temelde şunu söylüyorlar: “Beni öven biri olmadıkça doğru davranmayacağım” ve “Beni cezalandıran biri olmadıkça doğru davranmayacağım.” . . Her koşulda, özel olmasalar bile, değerli oldukları öğretilmeli. Nasıl? Onlara sevgi göstererek. Çocuk “iyi” bir şey yaptığında buna odaklanmak yerine, gündelik ve basit ayrıntılara, sözlere ve davranışlara dikkat çekerek. Sonra onun ilgi duyduğu şeylere odaklanarak ve bunları anlamaya çalışarak. İşte bu kadar. İkinci aşama, “dikkat çekmek” Yok sayılmaktansa azarlanmayı tercih ederler. Varlıklarının fark edilmesini ve özel bir konuma yerleştirilmeyi isterler, bunun bedeli azarlanmak olsa bile. Üçüncü aşama, “iktidar mücadeleleri” Kimseye boyun eğmemek, birilerini sürekli kışkırtmak, etrafındakilere meydan okuyup savaşa çağırmak. Savaşı kazanarak ne kadar güçlü olduklarını göstermeye çalışırlar. Her biri kendine ayrıcalıklı bir yer edinmeye çalışırlar. Bu aşamadakilerle başa çıkmak epey zordur. Dördüncü aşama, “intikam” peşine düşer. Beşinci aşama, “yetersizlik kanıtı”dır. Eğitimcilere düşen en önemli görev bu davranışların sonraki aşamalara ilerlemesini engellemektir. Bütün bunlar da temelde “aidiyet hissi”yle ilgili. Yani topluluk içinde özel bir konuk edinme arzusuyla.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Çocuklar acımasız değil. Neyin ne olduğunu bilmiyorlar sadece. Yaşamın değerini ya da başka insanların acısını bilmiyorlar. Dolasıyla bu konuda yetişkinlerin yapması gereken tek bir şey var. Madem bilmiyorlar, o halde onlara öğretelim. Öğretirken de kınayıcı sözler kullanmayalım. Lütfen bu ilkeyi unutma. Çünkü çocuklar aslında kasten kötü şeyler yapmıyor, neyin ne olduğunu tam olarak bilmiyorlar sadece.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Geçmiş “şimdi”yi belirlemez. Geçmişi belirleyen “şimdi”dir.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Reklam