‘Nefis muhasebesi’ uzun bir yoldu, hayat kadar uzun bir yol. İnsanın bütün bir ömür boyunca heyecan içinde yaşaması ve yaşarken de durmadan kendisiyle hesaplaşması demekti bu.
Her şey birdenbire oldu, diyor şair. Yani bir de bakıyoruz sabah olmuş. Zaten olacaktı, diyoruz. Peki nasıl oldu? Ne oldu? Zor zamanlar nasıl geçirildi? İnsan ne kadar üzüldü? Kendini nasıl yıprattı, bir gün unutulacağını bildiği halde? Vallahi bilmem ki? Ben o sırada çok şeydim... Bilemiyorum.
Öğrencinin seviyesini düşünmeden, bir bakıma devekuşu gibi, teori kumuna başlarını sokarlar. Talebenin yüzüne hiç bakmazlar, anlamayan gözleri görmemek için.
Sınıfa girdin mi, kapıyı kapadın mı, sana Allahtan başka karışacak kimse yoktur. Yok, biraz karışan olur: geç kalarak beş dakikada bir sınıfa dalan düşüncesiz talebe vardır. Talebeler demeyeceksin, çünkü talebe zaten çoğuldur, ‘talib’in çoğuludur. Talib, yani istekli.