Şeyda Şenel

Birisiyle ilgili iyi olmayan şeyler zihnimize geliverdiği zaman hemen ondan uzaklaşalım, "bana ne" diyelim, başkasından böyle bir bilgi gelince geçip gidelim. Biz kendimizle alakalı şeyler yapalım ve öfke, düşmanlık, kini kalbimizden atabildiğimiz günlerin kıymetli günler olacağını bilelim.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Emek verip gayret eder, türlü bedeller ödersiniz. Her şeyinizi verirsiniz bir yere gelmek için ve oraya vardığınızda bakarsınız ki hayır... Orası değilmiş. Başka bir şey daha güzel görünür gözünüze. Onun için mücadele edersiniz, oraya gelirsiniz ve bakarsınız ki o da değilmiş... Oraya buraya, hayatta dolanır durursunuz, ömür biter ve hâlâ bakarsınız ki istediğiniz, aradığınız yerde değilsiniz. Bu yüzdendir ki bir yere ulaşma hırsından ziyade insanın kendi için önemli olanın tespitini yapmak, mümkünse haset etmeyerek, yanlış hesaplar yapmayarak, gıpta ile ilerlemek gerekir.
Salıncaktan düşen çocuk hiç küser mi parka, denmiş, çok doğru! Sıkılmak, kırılmak, dertler görmek, problemler tecrübe etmek hayata küsmeyi gerektirmez. İnsanlardan uzaklaşmak, ümidi bırakmak, güveni terk etmek, sevgiyi öldürmek için yeterli sebep değildir bunlar. Dünya üzerinde iyilik yoksa onu yeniden icat etmek gerekir.
Bizim kendimizi algılayışımız ile başkalarının bizde gördükleri çok farklı olabilir. Kendimize dışarıdan bakabilmemiz bu nedenle önemlidir: Acaba hakikaten düşündüğüm, olduğumu hissettiğim insan mıyım?
Tanpınar'ın o harikulade sözünü yeniden hatırlayalım: "Çok insan vardır, bir ömür kendileriyle yaşarlar da hiç kendileriyle karşılaşmazlar." Nereye gittiğini, yapmak istediklerini, neler yapabileceğini kendine hiç sormamış, kendiyle hiç doğru yanlış değerlendirmesine girişmemiş insanlar... Gelin görün ki ancak bu sorgulamayı yaptıktan sonra insanda kendine güvenin yerleşmesi mümkün olacaktır.