Bazı sözler vardır ki, yalnızca dile gelmez; kalbin en derin yerine kazınır.
“Seni fethetmek istiyorum; fethettikten sonra ise artık sen benim vatanım olacaksın.”
Bu söz, sıradan bir itirafın çok ötesindeydi. Çünkü burada fetih, kılıçla değil; kelimeyle, zorla değil; şefkatle yapılan bir yolculuktu. Bir kalbin kapısına varıp sabırla beklemek, o kapı aralandığında artık yalnızca bir yolcu olmaktan çıkıp kendine bir yurt bulmaktı.
Vatan, üzerinde yaşanılan toprak değil; bir kalbin derinliklerinde saklı bir limandı. İnsan orada yabancılık çekmeyecek, güvende hissedecek ve orada kök salacaktı. Fethedilen kalp artık en aman vermez fırtınalarda sığınacağın bir liman olacaktı.
Aşk belki tam da budur: fetihle başlayan, vatanla köklenen bir yolculuk. Ve sabahın ilk ışıklarıyla dile gelen o cümle, uzaklıkları ve ayrılıkları anlamsız kılacak kadar güçlü bir iz bıraktı. Çünkü insan, bir kalbi vatan bildiğinde, artık hiçbir mesafe ona dokunamaz. W....