Eminönü’nde gün ağırır, eski bir türküdür,
Vapur rıhtıma yanaşır, dumanla bölünür.
Martılar süzülür mavi boşlukta, aheste,
Bir sevda düşer denize, hüzünle örülür.
Çarşı kalabalık, kokusu baharatlı, eski,
Her köşede bir çiçekçi, elleri nasırlı ve sevgi dolu.
O solgun güller, sararmış kasımpatılar,
Sevda gibi saklı, yorgun ama susmaz bir umut.
Bir vapur düdüğüyle dalar denize düşler,
Martılar kanat çırpar, göğe bir iz işler.
Her adımımda İstanbul, her nefeste özlem,
Eminönü’nde saklı, hatıramın sükûneti.
Ah, o eski çarşılar, vapurun soğuk demiri,
Bir çiçeğin tazeliğinde, martının çığlığı gibi diri.
Bu şehir, bu anılar, bu sessiz bekleyiş,
Eminönü’nde kalır her şey, kalbimde bir kök gibi.