Miray

Miray
@miray_srbt
kitapların ışığım olduğuna inanıyorum. Sevmeyi severim en çok Bir kaç şiir denemesi
İkilem
Sevgi ise, sevişeceğiz seninle... Kavga ise, dövüşeceğiz seninle... Ölümü de paylaştığımız yaşamda Ortaklaşa bölüşeceğiz seninle.
Sayfa 267
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“İki Çay Söyledik, Biri Senin İçin Soğudu”
Seni düşünmek… Bazen bir kahvenin son yudumunda yakalıyor beni. Sakız alırken mesela, Limonlu mu seviyorsun hâlâ? Elini tutmuştum bir gün, El değil, yangın gibiydi. Sokak sapa sessizdi oysa, Ama biz öyle gürültülüydük ki içimizden. Sana her sarılışımda Az biraz çocuk oluyorum, Omzun sığınağım, Dudakların, evim gibi. Dün gece seni özledim, Öyle büyük bir şey değil belki bu… Ama mesela battaniyeyi sarıldım diye sen sandım, İşte o an biraz küçüldü dünya. Bir daha gel, Çoraplarını yine yerde bırak mesela, Çay soğusun, öpüşürüz nasılsa, Sen gül, ben unuturum bütün tatsızlıkları. Ve unutma, Ben seni en çok Hiçbir şey yapmadan sevdim.
Sen Gitme
Bir fincan kahve kadar kal Sonra istersen Git... Ama gitmeden önce Biraz beni unut Sonra biraz kendini hatırla Bir şiir ol mesela Adını kimse bilmesin Ama duyanlar içindeki bizi bilsin Ben seni Kalbimin karanlıkta kalan yerine Işık sanıp koydum Sen gitme Karanlık yerinde kalsın
Git, Ama Kalbim Kalsın
Gitmek istiyorsan git. Ama giderken aynaya bakma, Çünkü gözlerinde hâlâ ben varım. Bir şey istemiyorum senden, Ne kalmanı, ne dönmeni... Sadece arkandan esen rüzgâr, Saçlarını değil İçimi dağıtmasın yeter. Gidersen — Sesini unutmam mesela, Ama susuşunu unutmak isterim. Kalbini al yanında, Ama eğer ağırlık yaparsa Ben taşırım, Alışığım zaten taşımaya seni, Sen yokken bile. Git. Ama unuturken beni, Kendini eksiltme. Çünkü ben seni En çok kendinden severdim.
Sen gülüyordun, lakin o gülüşte bir yitiklik vardı, Anladım, kırılmıştın, parçaların savruk. Gülüşünün ardında taşıdığın o sessiz isyan, Bir yaradan sızan kan gibi ağırdı. Hüzün, gözlerinden fısıldıyordu adeta, Bütün kelimeleri boğarcasına derin. Mutlu gibi duruyordun, Ama ruhun titriyordu, usulca kanayan bir yara misali. O gülüş, belki kendine söylediğin bir yalan, Belki de koca bir sessizlikte yankılanan bir çığlık. Fakat her iz, her acı, Bir ağırlık bırakır insanın özünde, silinmezcesine. O gülüş, belki kendine söylediğin bir yalan, Belki de koca bir sessizlikte yankılanan bir çığlık. Fakat her yara, sonunda sükût bulur, Toprakla örtülür ve unutulur.