Öylece ayakta duruyor, okuyor, dinliyor, karşılık veriyor, dahası,kendisi birtakım sorular soruyordu; ama bunların hepsini mekanik olarak yapıyordu. Şu anda onun bütün varlığını dolduran tek duygu, her türlü öngörüden,çözümlemelerden,gelecekle ilgili fal bakarcasına yapılan tahminlerden,kuşkulardan,
sorulardan uzak bir tehlikeden kurtulmuşluk duygusu; kendini korumuş olmanın doğurduğu sevinçti.
Her şeye bir anda karar vermesine yol açan rastlantının yer aldığı şu son gün, üzerinde mekanik bir etki yapmış gibiydi:
Sanki biri elinden tutmuş ve karşı konulmaz bir güçle ve hiçbir karşı koymaya yer bırakmayacak bir biçimde çekip sürüklemişti kendisini. Sanki elbisesinin eteğini bir makinenin çarklarına kaptırmış, makine de onu kendine çekmeye başlamıştı.
Kaldı ki,daha sonra düzeltilmesi olanaksız birtakım yanlışlara düşmemek için, bir insanı değerlendirirken hiç acele etmemek ve ona karşı son derece dikkatli, temkinli davranmak gerek.
Meğer bu kaçık adam Dunya’ya karşı ne zamandan beri bazı duygular besliyor ve bunları kabalık, aşağılama perdesi altında gizliyormuş! Belki de yaşını başını almış, çoluk çocuk sahibi bir adam olduğu aklına geldikçe, böylesine uçarı ve hafif davranışları kendisine yakıştıramıyor , kendinden utanıyor ve bu nedenle de Dunya’ya elinde olmayarak kaba davranıyordu.
Ya da kaba davranışları ve alaylarıyla gerçeği başkalarından gizlemeye çalışıyordu.