Aurora

Aurora
@misspurposeless
Kitap okuyorum, bir şeyler yazıyorum, oyun oynuyorum ve şarkı dinliyorum.
“Öyle miymiş peki?” diye fısıltıyla sorarken, gelecek cevabın beni ya bulutların üzerine çıkaracağını ya da yere çalıp paramparça edeceğini çok iyi biliyordum. Âşık olduğum adam bakışlarını gözlerimin içinden bir saniye bile ayırmadan, “Tazı Kanyonu hiçbir şeymiş," dedi. Sesi boğuk ve alçaktı. “Hayatım boyunca gördüğüm hiçbir şeye benzemiyorsun Hare. Seni gördüğümde hissettiklerim de öyle. Sana her baktığımda nefesimi farklı bir şekilde kesiyorsun. Sürekli kırmızıya boyadığın dudaklarını büküşünden, saçlarınla aynı renkte olduğuna yemin edeceğim gözlerindeki bakışa kadar sahip olduğun her şeyle... Bana evimi özletiyorsun. Bana eve dönmek istetiyorsun. Ben yollara âşığım zannediyordum ama aşk öyle bir şey değilmiş.”
Sayfa 244·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Can bora bakışlarını benden kaçırırken asıl niyeti gözlerinde iyice biriken yaşları saklamaktı, bunu biliyordum. “Abime Adana’ya gideceğimi söylemiştim çünkü,” diye mırıldandı ve buna gülmeyi denedi.“Balıkesir’e gittiğimi söylersem babamın, hatta Rüzgâr abimin yanına da uğramam gerekir ve çabucak geri dönemem diye düşünmüştüm yola çıkarken.” Kalbim her an gittikçe daha fazla sıkışırken yutkunmayı denedim. “Çabucak dönmek mi istiyordun?” Bu defa dudaklarına gerçeğe çok daha yakın bir gülümseme dolandı ve ela bakışlan bir kere daha yüzümü buldu.“Evet, aklımı başımdan alan biriyle tanışmıştım.”
Sayfa 233·Kitabı okudu
"Yine çok güzelsin," diye fısıldadı Can Bora, bakışları yeterince şey söylemiyormuş gibi. "Hep çok güzelsin." Genişçe gülümseyip ona elimi uzattım. Hiç tereddüt etmeden elimi tutup parmaklarını parmaklarıma kenetledi. Aramızdaki mesafe iyice kapandı ve yan yana gelip yürümeye başladık.
Sayfa 212·Kitabı okudu
"En sevdiğin tatlının ne olduğunu öğrenir ve seni onu yemeye götürürdüm," diye devam etti Can Bora bu mantıksızlığa. Her nasılsa sesi her kelimede daha da koyulaşıyor, şekerli bir hal alıyordu. "Bir yerden bir yere yürümemiz gerekirdi ve bunun el ele tutuşmadan yürünmeyecek bir yol olmasını garanti ederdim. Eğer ben seni bir randevuya çıkarsaydım Hare, piyanoyu ya da başka bir şey değil, bütün gece anlattıklarını dinlemek isterdim. Gecenin sonunda seninle bir bardak sarı kantaron çayı içerdim ve sen de bu fedakârlıktan etkilenip gecenin sonunda bana bir öpücük bahşederdin."
Sayfa 104·Kitabı okudu
Can Bora'nın gülüşü tenimde ılık bir his bırakarak mutfağın içinde dağıldı. "Randevu uzmanı falan değilim ama..." Bakışlarım, sözümü dinlemeyi bırakıp bir kere daha ona döndü ve ela gözleriyle karşı karşıya geldi. Tek karşımı kaldırıp, "Ama?" diye tekrarladım. "Ama senin gibi bir kadını randevuya götürecek olsam seçeceğim son yerlerden biri piyano resitali olurdu." "Öyle mi?" Zihnimin içinde kırmızı alarmlar son ses ötüyor ve sağ duyum bana sormak üzere olduğum şeyi sormamam için yalvarıyordu. Fakat aklım başımdan çok uzaklarda olduğu için onu dinlemedim. Uçurumun kıyısına fazlasıyla yaklaşmış olmayı umursamadım. "Nereye götürürdün mesela?" Can Bora'nın bakışları hafifçe kısıldı ve yoğunlaştı. Öyle dikkatli bakıyordu ki kendimi şeffaf hissediyordum. Işık içimden geçip gidiyormuş gibi. "Ben olsam seni, kahkaha attığında sesini duyabileceğim bir yere götürürdüm," diye mırıldandığında sesi de bakışları gibi her yanımı kuşattı. "Açık havada bir yer olurdu. Üşüdüğünde seni ısıtabilmem için. Gözlerinde durmadan yanan o ateşi görebilmem için de ışıklı bir yer."
Sayfa 103·Kitabı okudu