"Hayır. Beslenme için çok kısa bir zamana ihtiyacın olduğunu bildiklerini sanmıyorum."
Ona yüzüm ışıldayarak baktım. "Ah, teşekkür ederim."
"İltifat mı ettim?" Kafasını yana eğmişti.
"İltifat değil miydi?"
"Zahmetsiz biri olduğumu söylemeye çalışmıyor muydun?"
"Yoo."
"Tüh." Kafamı eğip hızlıca kodu girdim. "Eh, iltifat değilse o zaman ben de tepkimi geri alıyorum."
"Öyle olduğunu düşündüysen daha iyilerini duymamışsın demektir."
"Ne?"
"İltifatlardan bahsediyorum."
Gözlerimi bir kez daha kaldırdım. Okunmaz bakışlarla beni izliyordu. "Ne demek istiyorsun?"
"Doğru şeyleri duymamışsın." Kayıtsızca omuz silkse de pek de kayıtsız gibi değildi. "Ne kadar zeki olduğun, yaptığın işte ne kadar yetenekli olduğun ve ne kadar cesur olduğun mesela. Tuhaf bir şekilde kalpsiz olduğuna inanmana rağmen tanıştığım herkesten daha yardımsever olman da var. Ayrıca akıl almaz derecede dayanıklısın. Ve çok..." Duraksayıp dudaklarını ıslattığında kalbim bir takla attı. "...güzelsin. Her zaman güzelsin ve..."