olduğumdan farklı bir kişi
olmak istemezdim — bütün yoksunluklarımla,
kusurlarımla, bozukluklarımla, ben benim... Yaşamım da böyle olacaktı; zaten de, öyle oldu...—
benim bambaşka bir kişi olmamı
bile değil; sanki kişiliksiz bir şey olmamı — sanki
cansız, düşüncesiz bir şey, bir alet, bir makina...
Dünya benden ben olmamı istemedi.
Beni ben olarak tanımadı.
Ben de sırtımı döndüm işte, bu dünyaya.
Beni hiçbir zaman sahiden ben olarak göremedi ki. Bende ben olmayan birini
— hatta bir şeyleri— ‘sevdi’; sonra, beklediklerini bulamadıkça, duyguları — o sevgi’si— nefrete
dönüşmeğe başladığı zaman da, ne yazık ki, gene,
ben değildim nefret ettiği kişi... Beni tanıyarak,
bilerek, görerek; sahiden ben olan benden nefret
etseydi, inan, sevinirdim buna.
Öyle olmadı