Benlik, iktidar ve çıkar odaklı bir yaratık yerine, yatırım yapılması, mevcut girdiler, belirlenmiş kriter ve normlar uyarınca artırılması gereken bir sermaye halini alıyor. Diğer yandan, bu dönüşüm devletin yurttaşla ilişkisine yeni bir yön veriyor. Yurttaşların en önemli özelliği, egemenliğin kurucu unsuru, kamu üyesi, hatta hak sahibi olmaları bile değil artık. Daha ziyade, insan sermayesi olarak, ekonomik büyümeye ya katkıda bulunacak ya köstek olacaklar; GSYH'nin artışı bakımından nasıl bir potansiyel taşıdıklarına bağlı olarak, bu yurttaşlara ya yatırım yapılacak ya da yapılan yatırım geri çekilecek.