Demokrasi olduğu şey değildir, benzediği şeydir. Ambalaj kültürünün göbeğinde yaşıyoruz. Evlilik sözleşmesi aşktan daha önemli, cenaze ölümden, elbise bedenden, ayin tanrıdan daha önemli. Ambalaj kültürü içerikleri hor görüyor. Söylenen önemli, yapılan değil.
Her şeyi yapabileceğimizi düşünmeden ve kendimizi küçük görmeden gözlerimizi yıkamamız şart: Gerçekliğin değişmesine yardım edebilmek için önce gerçekliği görmek gerek.
Zalim, aynanın mazluma sürekli değişen bir cıva lekesinden başka bir şey göstermemesini ister. Kim olduğunu ve nereden geldiğini bilmeyen bir halkı nasıl bir değişim süreci harekete geçirebilir? Eğer kim olduğunu bilmiyorsa, olmaya layık olduğu şeyi nasıl bilir?