cok akıcı bir kitaptı ve ludwick hepimizden biriydi sanki. yalnızlıgına ortak olmusum onun sessiz kavgasında yanındaymışım gibi hissettim. boyun egmeye mecbur hissettigi zamanlar cok fazla bu dunyadanmis gibi geldi. asik oldugu tek kisininde cikarlarini askindan daha cok onemsemesi cok uzucuydu. kitapcida karsilastiklarinda, janusz icinden geceni soyleyecek diye hevesle okurken asla son sozcuklerini duyamamis oldugumuz icin ayri uzuldum. beklentilerin heveslerin heyecanların oylece sonup gitmesi ve ludwickin askini oylece ardinda birakip ozgurluge kavusmak istemesi en anlasilir olan seydi. ilk defa gercekten bir kitabin sonunda devaminin olmasini inanilmaz istedim en azından ben de tipki ludwick gibi januszin haniayi gercekten sevip sevmedigini ogrenmeyi deli gibi isterdim.
lisede okusaydim cok fazla benimseyecegim ve romantize edecegim bir kitap olurdu. tek uzuldugum sey andreenin sylvienin hislerini fark edememesiydi ve sylvie ile kitabin yarisindan fazlasinda kendi erkek meselelerini konusmasi sylvie yerinde olsam uzulurdum