“ benim annem mazbut, makbul, makul, mahzun, mağdur, mağdur, mahcup, mağnum, mazlum, masum ve ma ile başlayan; nazik kişiliğine, insaniyetini ve hayatın ona haksızlık ettiğini gösteren daha ne kadar Arapça ve Farsça sıfat varsa hepsi olan,
Türkçenin en güzel sıfatlarını hak eden…”
“ aslında tesadüf sandığımız karşılaşmalar, kaderin oyunu sandığımız olaylar hayatın GÖR deme biçimiydi. Ama çoğunluk görmezden gelmeyi tercih ediyordu, hayatın akıntısının içinde kaybolup gidiyordu ya da büyük bir kayaya çarpıp parçalanıyordu…”
“ önemli olan ihanete uğramak değildi, ihanet hayatın doğasında vardı, her an, her yerde pusuda bekliyordu. Önemli olan ihanete uğradığında yıkılmamaktı…”
“ anneme göre yakın arkadaş diye bir şey olmamalıydı çünkü yakın arkadaşlık imkansız bir ilişkiydi. Tarih yakın arkadaşının ihanetine uğramış insanların hikayeleriyle doluydu. “