“Birden bağırmaya başlıyor bana : ‘Seninle evlenmek kendimi suya atmak gibi bir şey. Hemen evlenelim!’ Telaşlanıyor, acele ediyor, nikah gününü bekliyor(..) Kendini nehre atmasının sebebi, belki de benim sudan daha korkunç olmamdır. Hıncından öfkesinden geliyor bana... Bir gün benimle evlenirse, bana olan öfkesinden evlenecek.”
“Yalnız şunu unutmayın, insanın kendi küçüklüğünün, zayıflığının bilincine varmasının öyle bir utanç sınırı vardır ki; bunun ötesine geçemeyip kendi utancından muazzam bir haz duymaya başlar..”