Ahzâb Suresi'nin 37. ayetinde, Muhammed'in, herkesçe "Muhammed'in Oğlu" diye tanınan oğulluğu Zeyd'in karısı Zeyneb'e nasıl ilgi duyup bu kadınla evlendiği, hadislerdeki açıklıkta olmasa bile anlatılır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Akıl" ve "bilim", aydınlık kesimdedir. "Din", "iman"sa karanlık kesimde. Aklın, bilimin "ölçüleri" bellidir. "Gözlem" vardır, "deney" vardır, "nesnellik" vardır... Yolu "ışıklandıran" da bunlar. Din ve imandaysa bunlar yoktur. Karanlığı da bundan...
Daha güzel bir dünyanın, daha özgürlüklü dünya olmadan gerçekleşemeyeceği açık. Daha özgürlüklü bir dünyanın kurulabilmesi için de "tabu"ların yıkılması gerekli. Her türlü tabu yıkılmalı. En başta da "din"lerden, "inanç"lardan kaynağını alan tabular. Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı. En başta da kafalardaki "iman zinciri"... Bu zincilerin geçerli olduğu toplumlardaki insanlar, gerçekte "insanlar"dan başka şeydirler. İnsanın "düşünme" özelliğine tam yaraşır biçimde düşünemezler. "İman" kalıpları içindedir düşünceleri. Doğanın yapısına, yasalarına ters doğrultudaki "değişmezlikler" içinde... Duyguları da öyledir. Hepsi "göklü"dür, "Tanrı damgalı"dır. Zincirli olması yüzünden gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Uyumları bile uyumsuzluklarla doludur. Dünyamızdaki her tür olumlu gelişme, "dininki, "iman"ınki başta olmak üzere, "tabu"ların zincirlerinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir.
"Batı, bugünkü gelişmesini ve ilerlemesini ve uygarlığını, din adamı'nın sahte saltanatına ve olumsuzluklarına son vermekle, onu dünya işlerinin dışında itmekle, imtiyazlarını ve yetkilerini yok etmekle sağlamıştır...