Bugünkü şekliyle teravih namazı da İslam dışı bir uydurmadır. Kur'an'da teravih diye bir namaz yoktur. Teravih, sevap için kılınan tatavvu veya revâtip diye anılan namazlar cümlesindendir; dileyen, dilediği şekilde, dilediği kadar kılar.
"Kur'an'ın tercümesiyle ibadet olmaz!" iddiasının dinsel ve bilimsel bir dayanağı yoktur. Bu, siyasal bir söylemdir. Araplaştırma siyasetinin asırlık uzantılarından biridir. Her insanın ana dilinde ibadet hakkı, onun en doğal dini ve insanî hakkıdır.
İşin esası şudur: Arapça okuyamamak, salât (dua/namaz) etmemenin gerekçesi yapılamadığı gibi salât emri de Arapça'yı kutsallaştırmanın nedeni yapılamaz. Kutsal olan, Allah'a ibadettir, bu da her dilde yapılır. Arapça'yı iyi okuyamayanlar isterlerse kendi dillerinde Kur'an çevirisi ile isterlerse içlerinden gelen başka yakarış cümleleriyle salât ederler. Ne yazık ki bu gerçek, Arapçı ve Arapçacı hurafe odakları tarafından kitlelerden saklanmıştır. Kitlelere din adına yalan söylenmiş, zulmedilmiştir.