Tüketilene kadar kullanılmış aşkları daha çok hatıralar ağrıtırken, yarım yamalak kalmış aşklar yaşlandıkça başka tür bir sızıyla yeniden yüze vurur. Olmamışlık başka türlü dokunur insanın içine.
Yarım kalmışlık zamanın yetim boyutudur belki…
Yitirdiğin, içinde öldüğünü sandığın o heyecan, birdenbire derin bir anımsama gücüyle yeniden beliriveriyor. Evet, bu duyguları, tam da bu biçimde hissettiğimi hatırlıyorum, diyor insan. Sanki zaman geçmemiş, ardımda bıraktığım değil de ufkuma hedef olan bir başlangıç noktasındayım yeniden. Önümde birdenbire açılıveren bambaşka bir gelecek var. Bunca yıl sonra mümkün mü?