“Çocukluk yıllarımda, kendimi neşeli veya karamsar çeşitli insanların, arılar gibi tecrübelerinin ve hayata bakış açılarının balını getirdikleri bir kovana benzetirdim. Her biri elinden geldiğince ruhumu zenginleştirirdi.”
“ Ben, el ayak çekildikten sonra odamın kapısını sürmeleyip kitaplarımla başbaşa kalmak saatini dört gözle beklerim. Çünkü, bu ömrümün bütün hazin sergüzeştini ve yaşadığım anın ağır sıkıntısını unuttuğum tek saattir. O vakit, bu çıplak ve yalçın oda, gerçek dünyadan daha geniş, daha ferahlı bir alemin munis, sevimli ve her biri sihir ve füsunla yoğrulmuş mahlûkları ile dolmağa başlar.”