Serap Yaşçı

Serap Yaşçı
@mobidikkitap
7 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
“Bu nasıl öykü oğlum?” “Kötü mü?” “Yine diyalogla başlamışsın. Sıkıyorsun okuyucuyu, okuyucu bunları istemiyor.” “Ne istiyor okuyucu?” “Ne bileyim? Yazar olan sensin. Şaşırt okuyucuyu, onlara yeni bir şeyler ver.”
Reklam
“Olur.” “Sence…” “Hayır.” “Peki…” “Sanmam.” “O halde…” “Umarım.” “Sonuç olarak…” “Sanırım bir şeyler yapmak zorundayız.”
Yastığa kafasını koyar koymaz canını sıkan ne varsa aklına geldi. Açık kalmış buzdolabının ikinci rafından gelen turp kokusuyla budaklandı tüm düşünceler. Turpa benzeyen bir çantası vardı ilkokulda. Yolun karşısındaki motelin sabaha kadar yanıp sönen mor ışıkları ufak bir kırılmayla pencereden geçerek tavana yansıdı.
Baş intihar mühendisi olarak görev yaptığım Yaratıcı İntiharlar Departmanında sekreter olarak çalışan Burcu Hanım’la olan konuşmalarımız günaydınlardan öteye geçmiyor, bana bir yabancıymışım, otobüste gördüğü önemsiz yüzlerden biriymişim gibi davranıyordu. Ne zaman ona yaklaşıp bir şeyler sormaya hazırlansam iri kalçalı Hülya Hanım ve onun Fransızca sözcükleri araya giriyor, Burcu Hanım da başlarda kıskançlık sandığım fakat aslında tiksinme olan bir ifadeyle “Gitmem lazım Umut Bey.” diyerek benden uzaklaşıyordu.
“Rüya görme ehliyetinizi alabilir miyim?” “Buyurun.” “Beyefendi sizin rüya görme ehliyetinizin süresi ben anaokulundayken dolmuş. Şu hesaba elli lira yatırıp rüya ehliyeti sınavına tekrar girmeniz gerek. Şu evrakları da Düşver Hanım’a imzalatıp Şirret Hanım’a onaylatacaksınız.”
Reklam