Baş intihar mühendisi olarak görev yaptığım Yaratıcı İntiharlar Departmanında sekreter olarak çalışan Burcu Hanım’la olan konuşmalarımız günaydınlardan öteye geçmiyor, bana bir yabancıymışım, otobüste gördüğü önemsiz yüzlerden biriymişim gibi davranıyordu. Ne zaman ona yaklaşıp bir şeyler sormaya hazırlansam iri kalçalı Hülya Hanım ve onun Fransızca sözcükleri araya giriyor, Burcu Hanım da başlarda kıskançlık sandığım fakat aslında tiksinme olan bir ifadeyle “Gitmem lazım Umut Bey.” diyerek benden uzaklaşıyordu.