Glaukos, dedim.Skylla güzel, evet ama seni hak etmiyor.Acimasız biri ve seni hak ettiğince sevmiyor.. Ağlayarak toprağa uzandım.O çiçekler onu gerçek benliğine kavusturmustu,o benlikte maviydi onunkisi ise pembe..
Çiçekleri bir daha karıştırdım.Birkaç tanesini koparıp Glaukos'un göğsüne attım.Koku ve polenler üstüne uçsun diye nefesimi dışarı üfledim.Değiş, diye fısıldadım.Tanrı olmalısın, değiş..Glaukos sevgimle ve iksirlerimle değişti ama ilk ben Kirke'yi aldattı..
Ama bu adamın yüzünde gençliğin yumuşaklığı vardı,dümenini çok iyi idare eden, inandırıcı, acınası haliyle duygular arası geçişleri onu savururken sadece inanmak geliyor ve inandiginda aldandiginin farkında oluyorsunuz..