Özgürlüğün Manifestosu
Caute! Spinoza için, nasıl ki, fizik dünyadaki her değişim, halden hale geçiş (modificatio), yayılımın bir tezahürüdür ve aynı anda bu tezahürün düşüncede bir karşılığı, bir idesi olur; aynı şekilde insan bedenindeki her değişim, etkilenim, halden hale geçiş veya duygulanım (a f f ectio), yayılımın insan bedenindeki bir tezahürüdür, modusudur ve bu modusun düşüncede bir karşılığı, bir idesi olur. İşte bu ide, yani bir düşünce modusu olan bu ide, affectusdur. Ama bunun bir affectio'nun idesi olduğunun idesi, yani idenin idesi de bir affectusdur. İşte, bu yüzden, Spinoza duygunun bu ilk haline (ide iken) passio, yani pasyon; ikincisine (idenin idesi iken) actio, yani aksiyon der. İlk hali, yani pasyon olarak duygu, bizim zihnimizin tamamen edilgin bir şekilde aldığı veya maruz kaldığı veya katlandığı bir şeydir; ama eğer zihnimiz, bu pasyonun adequat idesine de sahip olursa, ki bu durumda bir ide olan pasyonun idesine, ama bu idenin (pasyonun) idesinin adequate idesine sahip olursa, edilgin olmaktan etkin olmaya, edimde veya eylemde bulunmaya geçer ve bu durumda aksiyon olarak duyguya sahip olur veya kendi aksiyonundan duygulanır; bu durumda da zihnimiz sadece duygulanımların bilincinde olmakla kalmayıp kendinin bilincinin bilincine vardığı, yani kendindeki bir ideyi şey kılıp onun idesini türettiği için ve bu en son idenin, idea ideae 'nin, bu kez de kendisinde nasıl ortaya çıktığını anlayarak onun adequat nedeni kendisi olduğu için veya kendisi olduğu ölçüde , pasyonu aksiyona çevirir; bir maruz kalmayı, uğramayı, katlanmayı ve unutmayalım ki zorunlu olan bir maruz kalmayı, uğramayı, katlanmayı, yani pasyonu, edilginliği, bir etkinliğe, etkin olmaya, aksiyona çevirebilir. İşte bunu başaran, Spinoza'ya göre özgür de olur.