Kader, insandan vazgeçmiyor. Anbean ve yeniden yazılıyor. Öyle anlar geliyor ki yapmam dediğin şeyi yapıyorsun, katlanamam dediğin şeye katlanıyorsun, sevemem dediğini seviyorsun, gidemem sanırken bir anda çekip gidebiliyorsun, öldüm diyorsun ama yine de yaşıyorsun.
Umutlu olmak ve umudu paylaşmak üzerine inşa ettiği hayat felsefesini açıklarken “Umutu olmak, safça bir iyimserlik değildir. İnsanlığın yüzleştiği trajediyi görmezden gelmek de değildir. Umut her ihtimali görüp, evinde oturup kötülüğe küfretmektense, iyilik için elinden geleni yapmak demektir.” diyen Hakan Mengüç, yeryüzünde umudun var olmaya devam etmesi için bir kişinin bile buna inanıyor olmasının yeterli olduğunu savunuyor. “Üstelik bu kişi sen olabilirsin.” diyor. Sonrasında sen, başka bir “sen” ve başka bir “sen” daha diye genişlemeye devam ederek “biz’e” dönüşecektir.
İşte bu yüzden “Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.” düşünüşünü benimsemiştir Hakan Mengüç… Ve hocalarının da telkin ettiği gibi, yaktığı mum ile başkaların aydınlanması yolunda emek vermeyi arzulayan genç yazar, bu yolda başkalarının da yeni mumlar yakmaya cesaret gösterebilmesine vesile olmayı diliyor.
Mevlana’nın da dediği gibi: “Bir mum, başka bir mumu tutuşturduğunda kendi ışığından hiçbir şey kaybetmez. Tam aksine karanlıkların aydınlanmasına vesile olur.”