kadının kurgularının beni ne hale sokacağını bile bile okuyorum, pişman değilim.
2 yaşında löseminin en şiddetli versiyonuyla yaşayan kate için ailesi kusursuz tasarlanmış bir embriyo sayesinde anna'yı dünyaya getirir. doğduğu ilk andan itibaren kate için her şekilde donör olan anna, bir gün çok ünlü bir avukatın kapısını çalar ve ailesini, tıbbi konulardan uzaklaştırmak için onlara dava açar. bu anna için bir kurtuluş avukat içinse mükemmel bir ün fırsatıdır. kendisi de bir avukat olan anna'nın annesi sara ise, bir kızını tüm gücüyle hayatta tutmaya çalışırken diğer yandan yüzüne çarpan tüm o gerçeklerle baş etmeye çalışır.
kitap ara ara geçmiş ara ara da günümüz şeklinde ilerleyerek ailenin tüm üyelerinin gözünden yaşadıklarını anlatarak ilerliyor. picoult öyle bir yazmış ki tüm aile üyeleri haklı ve haksız. çıkarlar, görmezden gelinen anlar, ilgi çekmeler ve tüm o karmaşa aslında her şey kate için.
yazar, daha önce de söylediğim gibi, mahkeme sahnelerini yazmakta çok başarılı. okura etik değerler ve kanunlar arasında sıkışmışlık hissi veriyor. bitirirken gözyaşlarıma engel olamadım, çok etkileyiciydi.
keyifli okumalar