İran asıllı Amerikalı yazar Kaveh Akbar’ın “Şehit!”i çok güzel bir çağdaş Amerikan edebiyatı eseri. Çevrilmesini heyecanla bekliyordum, beklediğime değdi neyse ki. Çeviri de oldukça başarılı.
Yazarın kendisinden izler taşıdığını düşündüğüm Cyrus adlı, İran’da doğmuş, bebekken ABD’nin vurduğu bir uçakta annesini kaybedince babasıyla beraber ABD’ye göç etmiş, üniversitede de hayattaki tek yakını babasını aniden kaybeden, şiire meraklı, bağımlı ve eşcinsel bir gencin, hayatı, hayatın anlamını ve ölümü sorgulamasını anlatıyor kitap kısaca. Oldukça çok ve büyük meseleyi masaya yatırıyor yazar ancak o kadar başarılı bir şekilde yapıyor ki bunu, metin asla dağılıp gitmiyor ya da her tuşa basılıyormuş hissi vermiyor. Edebiyatın gücünün ne anlatıldığından ziyade nasıl anlatıldığından geldiğini görüyoruz yani yine.
Boşuna yaşamaktan ve boşuna ölmekten korkuyor kahramanımız. İnsanın içindeki boşluğu doldurması, hayatını daha yüce ve kendinden başka bir amaca adama ihtiyacı ve buradan hareketle ölümünün de bir bedenin yok olup gitmesinden öte bir anlamı ve hatta işlevi olması fikrinin peşinden koşuyoruz karakterimizle kitap boyunca. Büyük sorular bunlar ama bence Akbar gayet başarılı bir şekilde altından kalkıyor: Her şeyden önce gayet insani biçimde, her sorunun da cevabının belki de olamayacağını ve esas meselenin de bu olmadığını atlamıyor. Bu büyük soruların yanında pek çok yan izlek de var metinde, ki bence bunlar da en az ana izlek kadar güçlü ele alınmış: göçmenlik, kimlik, aidiyet, asimilasyon, aile, dil ve dünya düzeni gibi pek çok konuya temas ediyor Akbar.
Ele aldığı meselelerin hakkını verircesine, iyi yazılmış bir metin bu. Öncelikle, farklı karakterlerin ağzından dinliyoruz farklı bölümleri ve bu kısımlarda üslubu, bakış açısını değiştirmek konusunda yazar çok