Kassandra... Ölümüne yaklaştığında hissettikleri. Yanlış anlaşılmaktan korkmaması. Konuşmak yerine gülmesi. Ağzın dille uyuşukluğuna kendince portre çizmesi. Uyuyan Adam'daki aylak... Yani baş karakter yine. Aylak diyorum bak, sersem değil! Bitmeyen Kavga'daki doktor... Onu hepsinden daha da çaresiz görmüştüm. Hiçte öyle görünmüyordu aslında daha doğrusu öyle görünmemek istiyordu. Acımak'taki öğretmen... Suçluluk hissi, vicdan azabı ama normalinden biraz daha gerçekçi. Robert Charles Wilson'un Eksen kitabında geçen deneydeki ilk numune olan çocuk... Çiçeğe benzetmişti ölümünü. Sakuraydı yaşamı. Biliyordu gerçeği. Unutmak istemedi. Candida'nın peşinden koştuğu, Madam... Aslında onu doğru düzgün sevmiyordu Candida, kitabın sonlarında evlenmek istemediğini de yazmıştı yazar. Candida hissetmek istiyordu yalnızca ve Madam o hissin ulaşılmazlığıydı bir nevi. Atlas Vazgeçti'deki Jim ve Fransisco...Kalıplardan sıkıldım, maskemi çıkardım derken başkasını takarken buldum kendimde. Francisco ise ulaşmıştı başında o hayal tutkusuna yani Jim gibi değildi. Günübirlik Hayatlar'daki hemşire...Hikayesi aklımda kalmadı ama okurken sevdiğimi hatırlıyorum. Bir Kadının 24 Saat'indeki baş karakter... Aptal değildi, yaptıkları aptallıkla tanımlanamaz. Güvendiği sandığı da değildi ki. O esasen biliyor gibiydi bilinçliyken umursamadı bunu, hisleri karşısında durmak istemedi. Hyunam-Dong Kitabevi'ndeki Minjun... (İncelememden)Karakter analizlerine, sahne sahne çözümlemelere düşkünlüğümden kendisine yakın bulduğumu kendimi söyleyebilirim. "Anlatmam zaten duymazlar" kafasında gibi göründüğünü de düşünmüyorum, başlardaki suskunluğunu normal hâline yoruyorum. Bir yerde " Sistem aynıyken nazik birkaç kişinin birbirine yardım etmesinin ne manası var diyorsun, değil mi? O da doğru.
Karakterlerle Konuşma
2026 Okuma Listem
Not: herhangi bir düzeltme yapmadan kopyala yapıştır yaptım buraya. o yüzden büyük küçük harf uyumu pek yok. okuyan da olmayacağından çok dert etmedim. ben her sene kitap belirleyen ve buna uyamayan biriyim. bu sebeple bu sene her türden belli kitaplar belirledim kendime ve o kitapları okumaya çalışacağım. tek tek yazayım burada da dursun kitaplar. diyebilirsiniz ki bu kadar kitabı nasıl okuyacaksın? kolay değil ama en rahat senem bu sene olacak kitaplar anlamında. atanınca bu kadar rahat okuyabileceğimi sanmadığımdan elimden geldiğince bol okumalar yapacağım. mangalar - bunda başlamak istediğim seriler var. her kitabını bitiremem zaten ama en azından bazı başlangıçlar yapacağım. bunlar izlemediğim serilerden oluşmuş mangalar. tokyo ghoul one piece naruto jujutsu kaisen vagabond shigurui tomie uzumaki berserk vinland saga violet evergarden ghost in the shell zankyou no terror psycho pass dororo akame ga kill homunculus parasyte 20th century boys oyasumi punpun blame! pluto
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günün birinde Afrikalı çiftçi Al Hafed, hayatında ilk kez elmaslardan bahsedildiğini duyar. Beyaz bir rahip ona elmas madenleri bulduktan sonra zengin olan diğer çiftçilerden bahseder. “Başparmağın ucu kadar tek bir elmas, yüz tane çiftlik değerindedir,” der çiftçiye. Çiftçi de çiftliğini satıp elmas aramaya karar verir. Al Hafed hayatının geri kalanını Afrika’da maden arayarak geçirir. Bütün çabaları sonuçsuz kalır. Bitkin bedeni, kırgın gönlüyle umutsuz arayışından sonunda vazgeçer ve kendini denize atar. Şimdi çiftliği satın alan çiftçiye dönelim: Günün birinde çiftliğin yeni sahibi devesini arazisinden geçen sığ bir dereye götürür. Şaşkınlıkla derenin dibinde parlak bir şey olduğunu fark eder. Suya uzanıp parıldayan siyah taşı eline alır, evine götürüp şöminesinin üzerine koyar. Birkaç gün sonra beyaz rahip, Al Hafed’in yerine gelen çiftçiyle tanışmak istediği için onu ziyarete gelir. Şöminenin üstündeki taşı görünce dili tutulur. Çiftçi ona taşı birkaç gün önce bulduğunu, derenin her yerinde buna benzer taşlar olduğunu söyler. Beyaz rahip işin aslını biliyordur: “Bu taş değil. İşlenmemiş bir elmas, hem de hayatım boyunca gördüğüm en büyük elmaslardan biri!” Bir zamanlar Al Hafed'e ait olan bu dereden Golconda madeni çıktı, tüm zamanların en verimli elmaz madenlerinden biriydi. Russell H. Conwell'in alıntısı.
10 kitap tavsiyesi 1. sefiller – victor hugo toplumsal adaletsizliği, merhameti ve affetmenin gücünü anlatan epik bir roman. jean valjean'ın kefaret arayışı, insan ruhunun derinliklerine iner. “insanları yargılamadan önce, onların yaşadıklarını yaşamak gerekir.” 2. momo – michael ende zamana hükmedenlerle mücadele eden küçük bir kızın, saflığın ve dostluğun zamandan bile güçlü olduğunu ispatlayan masalsı bir hikâye. “zaman hayattır. ve hayatın yeri yürektir.” 3. uçurtma avcısı – khaled hosseini ihanet, pişmanlık ve kefaret üzerine dokunaklı bir hikâye. afganistan'ın kırık aynasında vicdanla yüzleşen iki çocuğun kaderi. “yeniden iyi biri olmanın bir yolu her zaman vardır.” 4. hayvan çiftliği – george orwell siyasi iktidarın yozlaşmasını alegorik biçimde anlatan çarpıcı bir fabl. devrimlerin nasıl tiranlığa dönüştüğünü gösterir. “bütün hayvanlar eşittir, ama bazıları daha eşittir.” 5. 1984 – george orwell bireyin yok sayıldığı bir totaliter gelecekte, gerçek ve özgürlüğün anlamı üzerine karanlık bir distopya. “savaş barıştır. özgürlük köleliktir. cehalet güçtür.” 6. suç ve ceza – fyodor dostoyevski ahlak, suç ve vicdan üzerine sarsıcı bir iç yolculuk. raskolnikov'un kendi karanlığıyla yüzleştiği psikolojik bir başyapıt. “insan bazen öylesine bir susar ki, sanki içindeki her şey haykırır.”
10 kitap tavsiyesi 1. sefiller – victor hugo toplumsal adaletsizliği, merhameti ve affetmenin gücünü anlatan epik bir roman. jean valjean'ın kefaret arayışı, insan ruhunun derinliklerine iner. “insanları yargılamadan önce, onların yaşadıklarını yaşamak gerekir.” 2. momo – michael ende zamana hükmedenlerle mücadele eden küçük bir kızın, saflığın ve dostluğun zamandan bile güçlü olduğunu ispatlayan masalsı bir hikâye. “zaman hayattır. ve hayatın yeri yürektir.” 3. uçurtma avcısı – khaled hosseini ihanet, pişmanlık ve kefaret üzerine dokunaklı bir hikâye. afganistan'ın kırık aynasında vicdanla yüzleşen iki çocuğun kaderi. “yeniden iyi biri olmanın bir yolu her zaman vardır.” 4. hayvan çiftliği – george orwell siyasi iktidarın yozlaşmasını alegorik biçimde anlatan çarpıcı bir fabl. devrimlerin nasıl tiranlığa dönüştüğünü gösterir. “bütün hayvanlar eşittir, ama bazıları daha eşittir.” 5. 1984 – george orwell bireyin yok sayıldığı bir totaliter gelecekte, gerçek ve özgürlüğün anlamı üzerine karanlık bir distopya. “savaş barıştır. özgürlük köleliktir. cehalet güçtür.” 6. suç ve ceza – fyodor dostoyevski ahlak, suç ve vicdan üzerine sarsıcı bir iç yolculuk. raskolnikov'un kendi karanlığıyla yüzleştiği psikolojik bir başyapıt. “insan bazen öylesine bir susar ki, sanki içindeki her şey haykırır.”
Onca Yoksulluk Varken(Film İncelemesi)
Film İncelemesi: Onca Yoksulluk Varken Onca Yoksulluk Varken, yoksulluk, yalnızlık ve sevgi üzerine etkileyici bir hikâye anlatıyor. Sophia Loren’in canlandırdığı Rosa, geçmişin izlerini taşıyan yaşlı bir kadınken, Ibrahima Gueye’nin hayat verdiği Momo, hayatı anlamaya çalışan genç bir çocuk olarak karşımıza çıkıyor. Film, ikilinin yollarının kesişmesiyle izleyiciye insan ilişkileri, ait olma ve umudun gücü üzerine derin mesajlar veriyor. Filmin başlarında Momo’nun hayata karşı umursamaz ama bir o kadar da derin düşünen bir karakter olduğunu görüyoruz. Onun en dikkat çekici sözlerinden biri, bisikletini aldığı sahnede mutluluk üzerine söyledikleri: "Ben gencim, önümde kocaman bir hayat var. Ama mutluluğu çok önemsiyorum. Ona ‘gel’ diye ayar çekmiyorum. Eğer gelirse harika, gelmezse kimin umurunda?" Bu sözler, mutluluğun zorla elde edilecek bir şey olmadığını, hayatın akışına bırakılması gerektiğini anlatıyor. Momo, genç yaşına rağmen mutluluğun peşinde koşmaktansa onu doğal akışında karşılamayı tercih eden bir karakter olarak öne çıkıyor. Momo’nun en etkileyici konuşmalarından biri de kitapçıyla olan sohbetinde geçiyor. "Unutma, dil var ve dil en güçlü silahtır." Bu cümle, kelimelerin gücünü ve iletişimin insan hayatındaki önemini vurguluyor. Film boyunca Momo’nun kendini ifade etme biçimi ve kelimelerle kurduğu dünya, onun hayata bakış açısını şekillendiriyor. Kitapçıyla konuşması sırasında Momo ona yalnız olup olmadığını sorduğunda ise şu diyalog geçiyor: Kitapçı: "Kilimlerim ve kitaplarım var." Momo: "Ama onlara sarılamazsın." Bu sahne, insanın yalnızlığı sadece maddi şeylerle dolduramayacağını ve gerçek bir bağ kurmaya ihtiyacı olduğunu anlatıyor. Kitapların ve kilimlerin bir insana eşlik edebileceği ama onun sıcaklığını ve sevgisini tam anlamıyla karşılayamayacağı
1000Kitap