Gerçeklerimizi ve hikayelerimizi saklarsak, sırların kendisi travma kendisi hapishane olur. Acıyı hafifletmek bir yana kabullenme fırsatını reddettiğimiz şeyler tuğla duvarlar ve demir parmaklıklar kadar kaçınılmaz olur. Kayıplarımızın, yaralarımızın ,hayal kırıklıklarımızın yasını tutma iznini kendimize vermezsek onları tekrar tekrar yaşamaya mahkumuzdur.
Geçmiş hâlâ peşimdeydi: ne zaman siren ya da ağır adım sesleri veya bağıran adamlar duysam yaşadığım baş dönmesi gibi histi. Bunun bir travma olduğunu öğrenmiştim; midemde sürekli bir şeylerin yanlış olduğuna ya da korkunç bir şey yaşanacağına dair bir his, bedenimin bana kaçmamı siper almamı kendimi her yönden gelen tehlikelerden saklamamı söyleyen otomatik korku tepkileri. Kendi travmam hâlâ alelade tesadüflerde nüks edebiliyor. Ani bir görüntü ,belirli bir koku bni geçmişe götürebiliyor.
Sebebi ne olursa olsun acısı ilaçlarla susturulabilirdi ama çözülmemiş olurdu. Daha iyi ya da daha az hissedebilirdi ki bu genelde iyi hissetmeyle karıştırılır ancak iyileşmiş olmazdı.