İlk kitabı yalayıp yutmuş biri olarak ikinci kitabı iple çekiyordum. Kitap çıkar çıkmaz hemen aldım ve okudum. İnceleme yazma fırsatını yeni buluyorum.
Kitap beklediğimden çok çok çoooook daha güzeldi. Birinci Kitap öyle bir şekilde bitmişti ki gerisinin nasıl olacağını çok merak ediyordum. Elbette kitabın sonunun nasıl biteceğini biliyorsunuz ancak sona gelene kadar yaşayacakları tahmin etmeniz için kahin falan olmanız gerekir o derece. Çünkü aksiyonun hiç bitmediği, her sayfasında sizi daha da içine çeken ve merak duygunuz doruklara çıkaran bir kitap. Sadece merak duygunuz olsa iyi! Her duyguyu en yükseklerde yaşıyorsunuz, ister mutluluk olsun, ister üzüntü. İster huzur olsun, ister rahatsızlık. Sağolsun Rachel Gillig bunu en iyi şekilde yapıyor.
Kitapta hiç sıkıldığım yer olmadı. Karakterler zaten müthişti. Benim en sevdiğim karakter Elm oldu.
Herşey bir mantık çerçevesinde gelişiyordu. Her olayın bir açıklaması vardı ve bu da kitabı mükemmelleştiren en büyük unsurlardan bir tanesi.
Yazarın yazım diline gelecek olursak, zaten efsaneydi. Hem ironik, mizahsal hem de bir o kadar şiirsel bir yazım dili vardı. Mizahı benim mizah anlayışımla uyuştuğu için tabii ki de daha çok zevk aldım. Ama dedim ya sadece mizahi bir anlatışı yok, şiirsel bir dili de var. Özellikle bunu kelime seçimlerinde ve betimlemelerinde açık bir biçimde görebiliyorsunuz. Yazar zaten edebiyat bölümünden mevzunmuş, bu o kadar belli ki.
Karakter ilişkileri ve derinlikleri çok iyiydi. Gerçi bütün hikayenin derinliği harikaydı ki, bu da onu dokunulmaz ve orijinal yapıyor.
Yazar sonu da çok iyi bağlamıştı. Duygu geçişlerini çok iyi yansıtmıştı.
Genel olarak harika ötesi bir kitaptı. Kitabın mükemmelliğini anlatmaya kelime dağarcığım yetmez. :) Her şeyi ile beni kendine bağlayan müthiş bir kitaptı...