Bu gezegene kısacık bir süre uğrayan bir ziyaretçi bu gazeteyi görse, diye düşündüm, sırf bu dağınık ifadelerden bile İngiltere'nin ataerkil bir yönetime sahip olduğunu anlar. Aklı başında birinin profesörün egemenliğini sezmemesi işten değildi. Profesör güçtü, paraydı, nüfuzdu. Profesör gazetenin sahibiydi, yazı işleri müdürüydü, editörüydü. Profesör dışişleri bakanıydı, hâkimdi. Profesör kriket oyuncusuydu, yarış atları, yatları vardı. Profesör hissedarlarına yüzde iki yüz ödeme yapan şirketin yöneticisiydi. Profesör başında kendisinin olduğu hayır kurumları ile üniversitelere milyonlar bırakıyordu. ... Yine de öfkeliydi... Ama, diye düşündüm gazeteyi çevirirken, böylesi güce sahip bir erkeğin öfkeli olması çok saçma.