Bu gün var yarın yokuz...
~Burası benim krallığım
Kitapları seviyorum çünkü;
Kitaplar bize sorular, cevaplar, arkadaşlar ve sihir verir ♡
~Slytherin
Draco dormiens nunquam titillandus
Yoruma aklına gelen ilk şeyi yaz, karşılığında ben de profilini inceleyip seni anlatan bir özelliğini yazacağım. 🙂
Not: Beğenirsen takip etmeyi unutma.
Anne ve babaları bir kazada ölen üç kardeşin dayılarının yanına gitmesiyle başlıyor kitabımız. Anneleri ve dayıları uzun zamandır konuşmuyorlarmış. Kitap,çocukların en büyüğü 15 yaşındaki Melanie'nin gözünden anlatılıyor. Kitapta kasvetli bir hava hakim. Okuması bile biraz boğucu geliyor. Sayfalarda ilerlemek zor. Akıcı bir anlatımı yok. Melanie ve kardeşleri dayının evine taşınıyorlar. Yengeleri ve onun iki kardeşi de var evde. Hep beraber yaşıyorlar. Yengeleri dilsiz, daha doğrusu evlendi evleneli konuşmuyor. Ama çocuklara çok iyi ve şevkatli davranıyor. Zamanla dayının ne kadar bozuk karakterli bir adam olduğu ortaya çıkıyor. Çocuklar için ayrı yenge ve kardeşleri için ayrı üzülüyor insan. Yine de bu dram kitabın bendeki değerini arttırmaya yetmiyor. Final ise tamamen ortada kalmış. Kim kim öldü kim kaldı belli değil. Ayrıca son dakika ortaya çıkan ensest ilişki de sevimli gösterilmeye çalışılmış bir diken gibi batıyor bana. Kitabın adındaki büyünün kitapla alakası yok. Büyülü bişeyler beklemiştim açıkçası ama olmadı. Sonuç olarak önerebileceğim bir yanını bulamıyorum ki bu çok nadir olur. Benim için vasat bir kitaptı. Tabi kitabı yererken kendi eksikliğim olabileceğini de gözönünde bulundurmak lâzım. Belki de kitabı hiç anlamadım. Olabilir. İlla nefis bu kitap, amacım tüm dünyaya ne kadar güzel olduğunu anlatmak diyen biri varsa bu konuda da açık fikirliyim.Beni ikna etsin.Ama o zamana kadar, bence, okumaya gerek yok.