e.

yazık oldu süleyman efendiye.
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben Filistin'in nazlı çiçeği anne; Kızın. Duâ makamında ninniler söyle bana, Ellerin her zamanki gibi saçlarımın arasında gidip gelsin, Çilenin gergefinde dokunmuş eğrilmiş Fakat eğilmemiş aksin yüzüme vursun. Filistin’in kadınları hep böyle onurlu olur değil mi anne? Duâ makamında ninniler söyle bana anne, Özüm çileden kıvranmakta Ve bil ki anne isa’ya rahim toprak, Beni zulme şahit tutmakta, Ben filistin’in çiçeğiyim anne Irmaklar beni sulasın diye, Suyu nasıl da nazenin akmakta. Ben filistin’in çiçeğiyim anne Kavurmasın diye harı bedenimi Rüzgar her dem Beni şefkatle okşamakta. Bilirsin değil mi anne Güzelin hasmı çok olmakta Ve musa’ya karşı çıkan firavun, Bize de tuzaklar kurmakta. Ben filistin’in çiçeğiyim anne Tüm rayihalarım sevdalı yüreklerin bahar muştusu. Fakat hafsalam zekeriyya’ya nisbet Sükut orucu tutmakta Ve kudüs’ün yeniden doğuşunu gözlemekte, yüreğim. Kapatıyorum avuçlarımı gayrisine Ve açıyorum yüreğimi yalnız ona, Gidenler geri gelecek biliyorum anne
Filistin
yiğit nâm salar diyârı titretirmiş yiğidi bir ceylan gözlü yar uslandırırmış
Edebiyat
sığmadık şehirlere, şiirlere taştık.
Müzik
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
"Beni niye bırakıp gittin Müzeyyen?" "Elimde değildi, kendime engel olamadım. Ona aşıktım. Seni üzmek istemezdim ama kendimden de vazgeçemedim." "Değdi mi peki?" "Mesele bu değil ki, yaşamam gerekiyordu yaşadım. Ama biliyorsun işte bitiyor en nihayetinde her şey gibi." "Çay için teşekkürler." "Gitme! Lütfen! Diyelim ki gitmedin. Seninle beraber olmaya devam ettik. Ne değişecekti? Ne yapacaktık?" "Sevişirdik." "Başka?" "Sabahları beraber uyanırdık. Ben senden önce kalkardım. Senin uykunu izlerdim. Sonra sen uyanırdın. Bana gülümsersin." "Sonra?" "Sonra, sabahları çayı tek şekerli içtiğini, günün diğer saatlerinde şekersiz içtiğini biliyor olurdum. O ilk şekeri ben atardım çayına, zarifçe eriyişini izlerdim." "Sonra?" "Sonra, en çok boynundan öpülmeyi sevdiğini biliyor olurdum. " "Güzelmiş." "Sonra?" "Sonra dışarı çıkardık. Dışarıda yağmur yağıyor olurdu. Biz şemsiyeyi almazdık. Sırılsıklam olurduk. Sonra sen bana sokulurdun. Ama saçağın altına hiç girmezdik. Sonra sen üşütürdün. Ayakların buz gibi olurdu. Ben sana en sevdiğin o mavi çoraplarını getirirdim. Sonra bayramları babaannenin mezarını ziyarete gitmeye giderdik." "Gider miydik gerçekten?" "Giderdik. Hayatta en sevdiğin kadın için ağlayışını izlerdim senin. Hiçbir şey yapmazdım; gözyaşlarını silmezdim, seni teselli etmezdim. Orada öylece ağlayışını izlerdim senin. Başka insanların mezarlarının arasından dolaşarak, hayatın ne kadar şahane bir şey olduğunu düşünürdüm. Sonra hiçbir şey yapmazdık. Öylece otururduk. Çok bilinmeyenli bu sorunun yanıtını arardık. Hayat bizi yalancı çıkarana dek, bulduğumuz cevapları doğru sanırdık." "O zaman bir çay daha içelim mi?" "Daha fazla çay içmek istemiyorum ben."