"Benzinlikte seni bulduğum an geldi aklıma. Kollarını boynuma sardığın an. Ben de sana başka çarem yokmuş gibi sarıldım. Başka çarem yoktu." Güldü, gülünce omuzları hafifçe kalkmıştı. "Ben sana sarıldım, sen nefes aldın. Benim sonsuzluğumda can bulmuş gibi. Yavaşça sakinleştin. Kollarımın arasında tamamen çözüldüğünde ve sıcaklığını bedenimin her yerinde hissettiğimde senden başka çarem yoktu. Sana sarılmaktan başka çarem yoktu." Bileğimi sıkıca tutup başını bana çevirdi ve neredeyse ürkütücü bir şekilde gözlerime baktı. "Benim senden başka çarem yoktu, Aşeka."
"Kazanmak için feda etmemiz lazımdı. Nefes almak için önce en derin sulara atlamamız, boğulmamız. Canımızın yanması gerekiyordu. Kül olabilmek uğruna yanmamız. Küllerimizden doğmamız için yok olmamız. Yeniden biri olabilmek için uğruna yaşayacak bir sebep bulmamız."
"O kadar erken uyuma atkuyruğu; güneşi izlediğin kadar geceye de şahit ol. Bırak gece üzerine gelsin, ne hissedeceğini kontrol etmeye çalışma çünkü saydığın tüm o yazarlar daima karanlıkta yaşadılar; onlara dokunmak istiyorsan, onları anlamak istiyorsan, arada gecenin seni zehirlemesine izin vermelisin."