Şimdi bu gücü toplum düzenini pekiştirmekte kullanıyorlardı. Çok yakında Cumhuriyet yok olacaktı.
Üç milyon seçmen genel seçimin dışında bırakıldı. Gazetelerin güvence parası yükseltildi, sansür yeniden kuruldu. Tefrika romanlara kızılıyor, klasik felsefe tehlikeli sayılıyordu. Kenterler maddi çıkar öğretisini savunuyor, halk da durumdan hoşnut
görünüyordu.
Herkesi kapsadığından, akıllıca bir yanı olamazdı. Her zaman bir hırslı kişi başı çekecek, seçmenlerin okuma bilmesi bile gerekmediğinden, ötekiler bir sürü gibi boyun eğeceklerdi: Pecuchet'ye göre, başkanlık seçiminde işte bunun için bu denli çok hile yapılmıştı.
Burjuvalar acımasız, işçiler kıskanç, rahipler aşağılık olduklarına ve nihayet halk kendi çıkarına dokunulmadıkça hiç sesini çıkarmadığına göre Napoléon iyi yaptı! Halkı süngülesin, ezsin, yok etsin! Adaletsizliği, alçaklığı, tepkisizliği, körlüğü yüzünden bunlar az bile!
Bir kez güzellik dediğimiz şey neydi?
Schelling'e göre, sonluyla dile gelen sonsuzdu; Reid'e göre, karanlık bir nitelik; Jouffroy'ya göre, bölünmesi olanaksız bir olgu; Maistre'e göre, erdemi okşayan şey; peder Andre'ye göreyse mantığa uygun düşen şey. Güzel'in de birkaç türü bulunmaktaydı: bilimde bir güzel vardı, geometri güzeldi; törelerde bir güzel vardı, Sokrates'in ölümünün güzel olduğu yadsınamazdı. Hayvanlar dünyasında bir güzellik vardı. Köpeğin güzelliği koku alma duyusundaydı. İğrenç alışkanlıkları göz önüne alınacak olursa, bir domuz güzel olamazdı; yılan da öyle, çünkü bizde aşağılık düşünceler uyandırırlardı. Çiçekler, kelebekler, kuşlar güzel olabilirlerdi.