Bilirbilmezler (Bouvard İle Pecuchet)Gustave Flaubert

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.480
Gösterim
Adı:
Bilirbilmezler
Alt başlık:
Bouvard İle Pecuchet
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
356
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755101842
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Bouvard Et Pecuchet
Çeviri:
Tahsin Yücel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Bilirbilmezler" (Bouvard ile Peuchet), bilgisizliklerinden ve bönlüklerinden kaynaklanan sınırsız bir gözüpeklikle her konuya el atan iki arkadaştır: görünüşleri gibi tutumları ve tutkularıyla da gülünçtürler. Ama gülünçlükleri biraz da ele aldıkları yapıtların, karşılaştıkları kişi ve durumların gülünçlüğünden ileri gelir.

Gerçekten de, Flaubert, onların serüveninde, döneminin bilimini, felsefesini, edebiyatını, politikasını gülünç düşürmeyi amaçlar...
(Arka Kapak)
Flaubert, hem bilgi hem de duygu olarak ömrünce biriktirdiklerini vermek istemiş okura bu romanda.

“En sonunda hıncımı dile getirecek, kinimi kusacak, saframı dökecek, öfkemi fışkırtacak kızgınlığımı akıtacağım” dediğini yazar önsözde Yücel. Gerçekten dediğini de yapmıştır. Eserde oldukça yoğun eleştiriler var, zamanının bilim, din, siyaset adamlarına ve kurumlarına. Halkı da acımasızca eleştirir.

“Ne düşündüğümü bilmek istiyor musun? dedi” Pécuchet. Kenterler azgın, işçiler kıskanç, papazlar aşağılık olduğuna, halk da burnu yemlikten çıkmamak koşuluyla bütün zorbaları bağrına bastığına göre, Napoleon çok iyi etti! Süngülesin, ayaklar altında çiğnesin, sürü sürü gebertsin! Doğruluk düşmanlığına, korkaklığına, laçkalığına, körlüğüne az bile!”

Bouvard, “İlerlemeymiş, amma da palavra! diye düşünüyordu. Sonra ekledi: “Politika tam bir pislik.”


Raslantı eseri Bouvard ve Pécuchet'ın yollarının kesişmesiyle başlayan hikâye hem düşündürücü hem komiktir. Ellerine geçen parayla birçok işe el atarlar. O işi bilmeseler de Don Kişotvâri azim ve inanmışlıkla dört elle sarılırlar. İlk işleri o alanda yazılmış en iyi kitapları okumak ve öğrendiklerini âdeta yemek tarifi uygular gibi uygulamak olur. Her seferinde başarısızlığa uğrayıp yeni bir meslek seçerler. Tarım, tıp, sanat, felsefe, teoloji, arkeoloji, astroloji, manyetizma, eğitim gibi birçok alanda varlık göstermeye çalışırlar. Bu arada yazar, kahramanlarının girişimde bulunduğu her alanda oldukça fazla bilgi sunuyor okura. Bu bilgilerin eksikliği kitaptan edinilecek kazanımı azaltsa da araştırarak okunduğunda yeni bilgiler edinmeye vesile oluyor.

Kahramanlarımızın cahillikleri sonucu düştüğü komik durumlar o kadar tanıdık ki. Bir işte ehil olmadan o işi yapmaya kalkışmak, hakkında konuşmak bizim en sevdiklerimizden.

Bilmiyorum.

Sadece “bilmiyorum” demek neden bu kadar zor? Neden her şeyi bildiğimizi sanıyoruz, her konuda fikir belirtme gereği duyuyoruz? Bilgiye ulaşmanın kolay olduğu günümüzde, sahibi olmadığımız bilgileri satmanın derdindeyiz. Maç izleriz, teknik direktör oluruz: 3-4-5 oynatsaydı alırdık maçı deriz. Doktora giderken zaten tanıyı koymuşuzdur, doktora istediğimiz ilaçları yazdırmaya gideriz. İlk yardım uygulayacağız diye, yaralıyı öldürürüz, sakat bırakırız. Okulda öğretmene işini öğretiriz. Bitmez bu liste. Biz her şeyi, herkesten iyi biliriz. Ama en çok da siyaset ve dini biliriz.

Bilirbilmezler cahilliğin insanı ne hâle düşürdüğünün romanıdır. Yazarın hicvederek döneminin siyaset, din ve sanat dünyasını yerden yere vurduğu bir taşlamadır. Klâsikseverlere bu kitabı atlamayın derim.
Kitabın ilk seksen sayfasını okudum. Kitabın ne anlattığı belli değildi. Evet, akıcı bir dili vardı. Akıcı olması bir kitabın okunması için yeterli değil bence. Ismi bana ilginç gelmişti. Hayal kırıklığına uğradim. Yarim birakmak zorunda kaldım.
Okurken çoğu zaman bırakmayı düşündüm. Sıkıldım ama okumayı başardım. Biraz ağır bir dille yazılmış. Daha basit ve anlaşılır cümleler kullanılabilirdi. Pek bir şey anlayamadan okudum.
Deneyim olmadan,bilgi olmaz.Merak ettiklerimizi peşinden koşmak.Başarmak başarmak çok Ömemli değil.Önemli olan merakın peşinden koşmak.Merak,bilginin annesi.
19 yy entelektüellerine bir ironik cevap olarak yazılmış... Okuduğum en özgün işlerden biri. İki arkadaşın kentten bir mirasla kırsalda bir koşk almasıyla gelişen ve yörenin insanları ile yaşadıkları diyalogları içeriyor. Maymun iştahlılıkla her konuyu inceleyip sıkılan bu iki dost yaşam pratiğinde de aynı oranda başarısızlıklarla yüzleşiyor. Ama bir yandan da birikimleri ile çekilemeyen iki üstün insan profili oluyorlar bölge insanı için... Okunmalı...
Gustave Flaubert ülkemizde daha çok kaleme aldığı Madam Bovary ile tanınan bir yazar. Ama daha başka kitapları da var usta yazarın. Bunlardan biri de Bilirbilmezler. Romanı 1990 yılında Tahsin Yücel Türkçeye kazandırır. Ondan önce çeviren yoktur. Kitabın orijinal ismi Bouvard et Pécuchet’dir. Bilirbilmezler ismini çevirmenin kendisi koyar.

Bilirbilmezler, Flaubert’in ölümünden sonra yayımlanır. Yazar kitaba son noktayı koyamadan vefat eder. Kitaba yazar son nefesini verdikten sonra eşyaları arasında bulunan bir kâğıtta yazılanlar ilave edilmiş. Bu ilaveyi katarsak “Başlarlar kopya etmeye.” cümlesiyle son buluyor Bilirbilmezler.

Flaubert, Madam Bovary’yi beş senede yazarken bu kitabı altı yılda bile tamamlayamamıştır. Ne yazık ki ömrü yetmemiştir. Bu bakımdan Bilirbilmezler için Flaubert’in üzerinde en çok durduğu ve onu en çok uğraştıran kitap olduğunu belirtmek herhalde yanlış bir ifade olmaz. Zaten kendisi de bir mektubunda “Böyle bir kitaba girişmek için deli olmak, üç kez çılgın olmak gerekir.” der bir mektubunda. Dostu Turgenyev’e ise “Bana öyle geliyor ki bilinmedik yerlere doğru, çok büyük bir yolculuğa çıkacağım, bir daha geri dönemeyeceğim.” demiştir. Gerçekten de geri dönüşü yoktur bu çetin yolculuğun. Flaubert büyük yapıtını bitirmek için var gücüyle çalışmıştır. Uzmanlara göre bu kitabı bitirmek için yüzlerce kitap ve belge okumuştur. Kitabın altyapısını sağlam kurmuştur. Ancak Madam Bovary kadar ses getirmemiştir kitabı. Çok okunmamasını kolay anlaşılır ve akıcı olmamasına bağlamak yerinde olacaktır.

Tahsin Yücel çeviriye “Bilirbilmezler Üzerine Gözlemler” başlıklı bir giriş yazısıyla katkıda bulunur. 11 sayfalık bu giriş yazısı okurun kitabı daha iyi anlamasına, kavramasına olanak vermektedir. Eğer bu giriş yazısı olmasaydı kitaptan alınan tat ve kitaba karşı duyulan heyecan daha sönük kalırdı. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki Yücel’in girişte yazdığı “Sizi kutlarım, dünyanın en büyük romanlarından birini okumak üzeresiniz!” cümlesine katılmam mümkün değil. Bunun birçok sebebi var. Bunlardan birincisi, romanda çok fazla teknik terim var. İkincisi, o kadar çok isim var ki okurun kafası karışıyor. İsimler Fransızca olunca okumak daha da zorlaşıyor. Fransızca bilmeyen bir okurun bu kitabı kendi ana dilinden bir yazarı okuyormuş gibi okuması mümkün değil. Siz Fransızca bir özel isim okuyorsunuz, ama okuduğunuz özel isimle sonra gelen ekler birbirine uymuyor. Örneğin, Regnault diye bir isim var. Fransızca bilmeyen biri bu kelimeyi Regnault diye yazıldığı gibi okur. Ama öyle okunmuyor, çok farklı bir biçimde “Hınyu” (Hın sesini düz olarak değil, gırtlaktan çıkartarak okuyorsunuz.) olarak söyleniyor. Öyle okunmadığı için sonra gelen çekim ekini de tam oturtamıyorsunuz kelimeye. Chavignolles sözcüğü de böyle. “Chavignolles’e” diye değil, “Chavignolles’a” olarak yazılıyor hâl eki aldığında. Pécuchet isminde bir başkarakter var. Nasıl okunuyor dersiniz? “Pikuşe” diye okunuyor. Doğru okunuş için hemen hemen birçok sözcüğün nasıl telaffuz edildiğini öğrenebileceğiniz Forvo internet sitesine girip kelimeyi dinlemenizden başka yol yok. Tabii eğer birileri bu siteye girip “bu kelimeyi doğru okuyamayan vardır” diye düşünerek kelimeyi telaffuz etmişse...

Sözcükleri doğru okuyamamaktan kaynaklanan sorunlar romanın akışını bozuyor. Tahsin Yücel kadar herkes Fransızca bilemeyeceği için bu konuda okurların anlamasını kolaylaştıracak uygulamalara gitmek gerekirdi. Hadi İngilizce olsa bir şekilde anlaşılır. Çünkü İngilizce bilmeyen kalmadı neredeyse. Ama konu Fransızca gibi zor okunan bir dil olunca işin rengi değişiyor. Bu açıdan okurun kelimeleri okurken zorlanmaması için bir kere de olsa özel isimlerin yanına parantez açıp okunuşlarını yazmak en doğru olanı. Ya da romana başlamadan önce birkaç sayfa açıp hangi kelimenin nasıl okunduğu açıklanmalı. Bazı kitapların sonunda nasıl sözlük varsa bu kitabın girişine de “Kitaptaki Fransızca Kelimelerin Okunuşları” başlığı altında bir bölüm açılabilirdi. Elbette sadece bu kitapta değil, diğer yabancı kitaplarda da olması gereken bir özellik anlatmaya çalıştığım.

Bilirbilmezler’in konusuna gelince... Bouvard ile Pécuchet isminde dış görünüşleri birbirinden zıt iki adam bir gün Bourdon Bulvarı’nda dolaşıyordur. Aynı anda ikisinin de aynı kanepeye oturacağı tutar. İkisi de şapkalıdır. Şapkalarını çıkarır çıkarmaz birbirlerinin isimlerini öğrenirler. Çünkü şapkalarının içinde isimleri yazılıdır. Tesadüfe bakın ki ikisi de aynı işi yapmaktadır, yani yazıcıdır. Belirli metinleri başka yerlere kopya etmekle meşguldürler.

Bouvard ile Pécuchet karakter olarak birbirlerinden farklıdırlar. Ne var ki karakter farklılığı sıkı bir dostluk kurmalarına engel olmaz. Çünkü ikisi de aynı şeyleri düşünmekte, aynı şeyleri hedeflemektedir. İkisi de başkentin boğucu havasından uzaklaşıp kırda yaşamak istemektedir. İkisi de yeni bilgiler öğrenmeye can atmaktadır. İkisine de yazıcılıktan, memuriyetten gına gelmiştir. Kopya etmeyi, yani başkalarının yazdıklarını sürekli başka yerlere geçirmeği bırakıp artık kendileri tarihe adlarını altın harflerle kazıma peşine düşmüşlerdir. Ne var ki yeni icatlar bulmaya; eski bilgilerin, her daim tekrarlanan öğretilerin ne kadar yanlış olduğunu kanıtlamaya çalışırken pek de başarılı olamazlar. Sadece bir iki olayda doğru gözlemlere ulaştıkları olur. Ama genel itibarıyla akıllarından geçen sonuçları elde edemezler. Yalnız, ne kadar başarısız olsalar da “yılmak” diye bir eylem yoktur sözlüklerinde. Ta ki kitabın sonuna kadar... Romanın sonunda pes ettikleri görülür ve yeniden kopya etkinliğine girişirler. Yani, başa dönerler aslında beceriksizlerine, gülünçlüklerine, saflıklarına, yetersizliklerine, ahmaklıklarına yenik düşerek.

Bouvard ile Pécuchet kimya, edebiyat, sağlık, manyetizma, felsefe, tarih, fizyoloji, astroloji, politika vb. hemen hemen her alana el atarlar ve bir sürü bilgi öğrenirler. Öğrendikleri bu bilgileri başkalarıyla da tartışırlar. Bazı konularda yazılanları önemsemezler ve reddederler. Başkaları hiçbir şey bilmiyormuş da kendileri her şeyi biliyormuş gibi davranırlar. Böyle durumlarda kendileri yeni bilgiler üretmeye girişirler. Ancak çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanır deneyleri. Ama yine de bilgisizliklerinin farkındadırlar. O yüzden her zaman yeni şeyler öğrenmeye çabalarlar. Yeni bilgilere de açıktırlar. Tartışmalarda bazen üstün çıktıkları da olur.

Bilirbilmezler Bütün Dünya dergisinin yazarı Konur Ertop tarafından da ele alınmıştır. Ertop “Salak Kimdir? Salaklık Önlenebilir mi?” başlıklı denemesinde Yücel’in kitaba bakışını ortaya koymuş, Yücel’in Salaklık Üstüne Deneme başlıklı kitabıyla yazıyı bağlamıştır. Ertop kendi düşüncelerine yer vermemiş, Yücel’in çevirdiği kitap hakkındaki değerlendirme ve yorumlarıyla yetinmiştir. Çevirmenin yazdıklarını yinelediği için yeni bir şey ortaya koymamıştır ne yazık ki. Oysaki kitap hakkında özgün yorumlar kaleme alabilseydi daha hoş, daha dolu ve daha doyurucu olurdu.
....
Bouvard, hemen, birer yerbilimci olarak, dinî tartışmaya hakları olduğunu ileri sürdü.

"Dikkat edin," dedi Kont, "ünlü sözü bilirsiniz: Az bilgi insanı dinden uzaklaştırır, çok bilgi dine getirir."
Gustave Flaubert
Sayfa 116 - Can Yayınları, Çeviri: Tahsin Yücel
Bir yanlış, yüz bin yıllık bir yanlış da olsa, eskidir diye bir doğru oluşturmazdı! Kalabalık değişmez bir biçimde alışkıyı izlerdi. İlerlemeyi yönlendirense, tam tersine, azınlıktı.
Gustave Flaubert
Sayfa 256 - Can Yayınları, Çeviri: Tahsin Yücel
Bilgi gerçeklere uydurulmak ihtiyacı taşımamaktadır. Bilgi bir metinden diğerine sessizce ve yorumsuz aktarılan bir şeydir.
Fikirler isimsizce yayılmalı ve genişlemelidir. Gerçek fikir tek bir kişiye mal edilmeden tekrarlanmalıdır. “Kabul edilmiş fikir’ haline gelmelidir. Önemli olan fikrin varlığıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bilirbilmezler
Alt başlık:
Bouvard İle Pecuchet
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
356
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755101842
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Bouvard Et Pecuchet
Çeviri:
Tahsin Yücel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Bilirbilmezler" (Bouvard ile Peuchet), bilgisizliklerinden ve bönlüklerinden kaynaklanan sınırsız bir gözüpeklikle her konuya el atan iki arkadaştır: görünüşleri gibi tutumları ve tutkularıyla da gülünçtürler. Ama gülünçlükleri biraz da ele aldıkları yapıtların, karşılaştıkları kişi ve durumların gülünçlüğünden ileri gelir.

Gerçekten de, Flaubert, onların serüveninde, döneminin bilimini, felsefesini, edebiyatını, politikasını gülünç düşürmeyi amaçlar...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • ELİF
  • Oblomovun Ruyası
  • Uygar
  • aussteiger
  • Leandre
  • Biri
  • Yok
  • Abdurrahman Tayhan
  • Miray
  • Füsun Gürler

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (3)
9
%22.2 (2)
8
%33.3 (3)
7
%0
6
%11.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0