... Artık arkasından yaklaşan ayak sesleriyle ilgilenmeyi düşünüyordu ama sırtına inen korkunç bir darbeyle yere kapaklandı. Yüzü sertçe zemine çarptığında şaşkınlıkla gülümsüyordu. Kendine dair bir miladı yaşıyordu çünkü. Şüphesiz, aldığı ilk yara değildi bu ama tartışmasız en ağırıydı. İlk defa silahını düşürüyor ve dahası, bir cenk meydanında ilk defa düşüyordu. Ağzını kesif bir kan tadı, burnunu ise nefis bir toprak kokusu kaplamıştı. Usta bu kokuyu sevdiğini düşündü. İleriye bakmaya çalıştı. Yatağanı elinden fırlamış, birkaç karış ileride öylece duruyordu. Uzanabilirdi ama yeltenmedi. Kalkamayışı, düşmeyi hiç bilmediğindendi belki de... Ya da en korktuğu, en çekindiği, gururuna en ağır geleceğini düşündüğü anın, bu kadar rahat ve huzur dolu olabilmesine şaşırdığındandı...