Cömertlik bir yanılgı. Bu hayal gücünün uydurduğu bir şey. Hayatım boyunca cömert birini tanımadım. Biri sana genelde karşılığını beklediği için bir şey verir.
Açıkçası yazacak pek bir şey bulamıyorum. Arka kapağını ilk okuduğumda ilgimi çekmişti fakat kitabın içerisine girdikten sonra tüm ilgim kayboldu denebilir. Beklentilerimi asla karşılamadı. Anlatım açısından iyi olsa bile konu içeriği çok yavandı. İncecik kitabı zar zor sıkıla sıkıla bitirdim diyebilirim...
Seth her şeye sahipti. Sadece kitaplarda gördüğüm bir çocukluk geçirmişti. Ben, yatakhanedekiler ağlamamı duymasın diye kafamı metal ranzamın örtüsüne gömerken, Seth'in bu odada, onu seven anne ve babası tarafından her gece üstü örtülüyordu.
Eğer Tabula Rasa olmasaydı, ben de herkes gibi teknoloji bağımlısı olurdum. Özel düşüncelerimi tamamen yabancılara dökerdim. Akıllı telefonuma Kendimi o kadar kaptırırdım ki, arkadaşlarımla ilgilenmezdim bile. İnsanlarla yüz yüze tanışmadan önce, sadece profillerine bakarak onları yargılardım. İnternet bana alacağım şeyin ya da gideceğim yerin güzel olduğunu söylemediği sürece hiçbir şey yapmazdım. Akıllı telefonumun, gerçek insanlarla gerçek bir arkadaşlık kurmamı, benden çalmasına izin verirdim. Daha kötüsü, mahvedildiğimi bilmezdim. Sadece bir baytla insanlığımdan vazgeçerdim.