Bize ilk öğretilen şey sessizliktir. Benim bütün bildiklerim sessizliğe dair. Sessizlik beni onlardan ayırıyor. Onların arasına girmem için ses vermem gerekiyor: SES.
Hepsi birden basıyor kahkahayı. Ben geç kalıyorum. Ne zaman gürültülü bir şekilde kahkaha atsalar ben orta yerde yapayalnız kalıyorum. Öyle gevrek kahkahalar atmayı hiç bilmem ki! Bizim evde daima dedemin ilk nişanlısının hikayesi anlatılırdı. Bir gün çeşme başında nişanlısının dişlerini göstererek güldüğünü görmüş dedem. Nişan o anda sona ermiş. "Nedir o öyle sırıtmalar!.. Dişler meydanda. Sırattan mı geçtin?" Bizim evde sadece tebessüm edilir. Sessizce.