Siyasal manasıyla mülkün sahibi,üstün ve mutlak egemen olduğunu iddia edenin iddiası,kendisini tabiatüstü bir güç görüp,'Ben sizin veliniz,kefiliniz,koruyucunuz ve yardımcınızım' diyen insanın iddiasıyla aynı anlama gelmektedir.
Ûlûhiyet ve otorite(mutlak egemenlik) birbirini gerektirir;anlam ve ruh bakımından farkları da yoktur.Otoritesi bulunmayanın ilâhlığı mümkün olmadığı gibi,ilâh olarak kabul edilmesi de yakışık almaz.Mutlak otorite sahibinin ilâhlığından söz edilecekse onun tek başına ilâh olmasının da kabul edilmesi gerekir.Çünkü herhangi bir şahsın bir ilâhtan istediği,bütün ihtiyaçlarının yerine getirilmesi ise,bunun otoritesiz bir güç tarafından yapılması mümkün değildir.Kişilerin güçsüz bir varlığa yönelmesi ve ondan bir şeyler ümid etmesi,göle maya çalmak gibidir.
"Peki darda kalan kendisine yalvardığı zaman imdadına yetişen, sıkıntısını gideren ve sizi yeryüzünün yöneticileri yapan kim? Allah’tan başka bir tanrı mı? Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz!"
(Neml,62)