Yaşamın bütünlüğü, her seferinde bir kararla sağlanabilir. Her anda, içimizdeki o sakin ve nazik sesi dinlemeli, duyduğumuz şeye göre davranmalıyız. Çoğu zaman yapmamız gereken doğru şeyi biliriz. Dört ila altı yaş arasında bir çocuk size gelip yapabilir miyim?" diye sorduğunda ve siz "Bu senin en iyi hâline ulaşmana yardımcı olacak mı?" diye sorduğunuzda, nasıl sonuç alacağınıza hep şaşırmışımdır. Hemen bilir. Yapabileceği hiçbir şeye yabancı değildir. Özgün benliğin sesi muhtemelen küçük çocuklarda, yıllar boyunca ona aldırmazlık etmeye alışmış biz yetişkinlerde olduğundan çok daha güçlüdür.
Eğilimimiz hayatlarımızı parçalamak yönündedir, aile yaşamı şuraya, iş yaşamı buraya, inançlarımız ve ruhsal yaşamımız bu köşeye ve sosyal yaşamımız diğer köşeye. Bu ayrımlar, içsel huzurumuzun düşmanı olan bir parçalanma yaratır.
Kalıcı mutluluk arayışımızda, mutluluğun, mutluluğu kovalayarak yakalanamayacağını, ancak doğru yaşamanın sonucu olduğunu kendimize sürekli hatırlatmalıyız. Doğru yaşam, bütün bir yaşam, ancak günlük eylemlerimizi inandığımız bütün iyi şeylere uydurduğumuz zaman gerçekleşebilir.
Yapmamam gerektiğini bildiğim bir şeyi yapıyorsam onu yapmaktan vazgeçtim ve hemen karşılığını gördüm. Bu kolay olanıdır. Diğer yöntem zorlu ve uzundur. Eğer yapmam gerektiğini bildiğim bir şeyi yapmıyor olsaydım, sonucunu uzun sürede alırdım. Artık bir şeye inanıyorsam, onu yaşıyorum. Aksi takdirde son derece anlamsız olurdu. İnanç ve uygulama uyumlu değilse hiçbir hayat ahenkli olamaz.