Yaralı çocuklukların, olgun yetişkin olma sancıları... Anne ve babasından alamadığını, kitaplarla, terapilerle verme sancıları... Gerçek ve tam bir sevgi ve kabulü, nerede bulursa oradan alabilme telaşları.
"Aslında hepimiz her şeyin farkındayız içten içe. İçten içe; hani böyle derin kayalıkların altında kaynayan bir su gibi biliyoruz. Ama ne oraya inecek cesaretimiz var, ne de o suyu içmeye gönüllüyüz. Derinden bilmek ama yok gibi yapmakta ödüllüyüz!"
"Neden ben" diyerek çok kitaplar okumuş, seanslar boyunca konuşmuştu. Görebildiği her yere bakmıştı. Hani, evde kaybettiği bir şeyi arayan bir insan gibi. Her yana, olabilecek her yere bakmıştı. Dolaplarını, çekmecelerini dökmüştü içinin. Ya da öyle sanıyordu. İçim dediği şeyi insan, ne düzeyde ve nasıl tam olarak bilebilirdi ki? Neredeydi acaba bu sorunun cevabı?